Gölgelerin gücü adına, içli köfte yapabiliyor (um/muyum) artık!?!?!
29 Ekim bayramını 2 gün kutlamayı tercih ederek evinde tembellik yapan antropoloğumuz 29 Ekim'i cennette hikaye yazarak geçirdikten sonra, içindeki ses ertesi gün tembelliğini dürterek içli köfte yapabileceğini buyurur... Antropolog bu ilahi sesi dinleme gafletiyle sonu gel(e)meyecek bir maceraya daha atladığının farkında değildir.... Nazmişle Migrosun yolunu tutar.. Markette gezinerek annesinin yanında kalması için çağırdığı teyzesini (Hoca Hanım no: 2; Tülay) taciz eder... Tariffff, malzemeeee, ciyaaak şeklinde... Halbuki bilmez arife tarif ne gerek!!!! Velhasıl, her ihtiyaç kalemini özenle seçerek edalı sokağa varır.. Akşam vakti toplanan pazarcılara dil çıkararak bir bulaşsalar da hattori hanzo kılıcınımı çıkarıp ibret-i alem olsun diye bir-iki kilen bil gösterilerinin en fiyakalılarını performe etsem düşüncesini içinden geçirir... Fantastik bir yaklaşım olduğunu kabul ederek motivasyonunun diri kalmasını sağlayıcı köfte telkinlerinde bulunur.... Ve başlar.. Başlamaz olaydım d...