Posts

Bitecek...

Anneye babaya pazar sabahi gunaydini opucugu verilerek minciklanacak, Krep yapilacak, Cay demlenecek, Tehlikenin farkinda misiniz'a goz gezdirilecek, Illa ki IK ya bakilacak, Sedef, Inci, Fatih, Hus, Rana ve Mehmet rahatsiz edilecek "hadisenize" seklinde, Gulunecek, Heja, Baris, Osnur, Simge, Cem hatirlanacak, Enstitu geyigi yapilacak, Calisilmasi gereken dersler hatirlanarak, Standartlari yuksek tutunca yasamindaki herkesin senden isin garibi senin "kendinden" beklentilerinin gittikce yukseldigi tartisilip, Senem'in "hayati akisina birak Evrim" kelimeleri hatirlanacak... Bu defa hersey sirayla denilecek... Ve boylece bitip gidecek... Panik olmaya gerek yok :) bitecek....

İşte Burasııııı....

Image
İşyerinde kös kös otururken, Blog blog dolaşıyor ve anneciiiimmmmm işteee diyerek yukardaki resmi buluyorummmm.... Ve aklımdan ilk şu geciyoooorrrr; Sıralı evlerin en arkasındaki pembe binanın imgelemimdeki en üst dublex katında yaşamak istiyoooruuuuuuummmmmm.... Bu mudur? Budur.... Sevgilerimle e. ps. evin arka bahçesinde cherry domates yetiştirme gibi planlarım var.... hahaha
Image
Olmuyor... Sadece kendimi kandiriyorum... Yasmimdaki herkese verdigim bisiler ve aldigim bisilerin sonucunda Mahmut Paksoy'un dedigi gibi fonksiyonlarin icini dolduran etmenlerin yanindaki "iyi insan" olmanin sartlarinda "kosullarin degerlemeleri" asil sozkonusu olan... Anladim... Isteyenler ise beni benden, hep boyle mi kalacaklar?.... Yoruldum, inanin cok yorgunum..... Cabalamaksa yasama dair olan, elimde tuttugum yegane gucum, gencligim, gelecegimi "tek basima" ilmek ilmek ordugum, siradan ama emek vermis bir halet-i ruhiyeyele varolmus bir kiz cocugu olmakmis derdim... Yapilmayan seyleri "var olmus" gibi gostermek ya da olmayana inanmak degil yasanan gerceklik... Gidecegim, biliyorum.... Yazik!!! Anladim... Aci tarafi, Anlatamadim.... Sevgilerimle... e.

Kaldirimlar....

Image
Kaldirimlar var Cik(a)madigim... Basamaklarin basinda bekledigim, Duvara cizilmis toz pastel resimlerin basinda bir fotograf karesi dusuyor gozumun onune... kaldirimli dik yokus finikuleri, hayal kadar uzakta... Bahar gelirken papatya kokularinda Konus(a)miyorum, anlat(a)miyorum; Sadece susuyorum..... e.

Yakaris...

Goruyorsun bir aciya gidiyoruz seninle Orselenmis soz yiginlari birakarak Kirik tekneler gibi aramizda Ve ustumuze donemiyor caylak surusu Doyabilmek icin yarali bir askla Konup gocuyoruz boylece aciyla birlikte Bir imgeye donusen ruzgarin onunde Savrulan bir toza bogulan Soluk ve uzgun bir mendilin pesinde Ustunde birkac damla gozyasi olan Kosuyoruz her seyin silindigi bir yerde... T. DURSUN "Tehlikenin farkinda misiniz? " baslikli gazetem yine yanibasimda... Korkak medya patronlarinin yayinlamaktan onceleri korktugu yuzyilin, gercegin, vatanima inancin, metafizik politikalarin inancsizliginin, gitmelerin, terklerin, Nazim'in ve icinde "goya farketmeden" yasadigimiz gerceklerin yansimalarini konu alan belki tek tarafli herseyin cigliksal mansetleri bunlar... Otokratik yonetilen orgutun farkindaligi edasiyla soruyorum sizlere; nereye kadar? Sevgilerimle Iyi Pazarlar... e.

Güneş, müneş...

Bu nasıl güzel bir havadır.....? Canım yalınayak pencerim önündeki parkta koşmak istiyoooooooooorrrrrr!!!! Beklediğim jet hızıyla oldu... Yine gülecek bir neden işte.... :D Sevgilerrrr e.

Kosulsuz Sevgi...

Image
Kosulsuz sevgilerini hep derinlerde hissettigim, huzurlarinizda Hocahanim ve Baki Bey'ler efenim... Sevgilerimle e.

Yine Nazim....

Piraye İçin Yazılmış : SAAT 21-22 ŞİİRLERİ Ne güzel şey hatırlamak seni : ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken... Ne güzel şey hatırlamak seni : bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin ve saçlarında vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının... İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti... Parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının, güneşli bir rahatlık ve etin daveti : kıpkızıl çizgilerle bölünmüş sıcak koyu bir karanlık... Ne güzel şey hatırlamak seni, yazmak sana dair, hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek : filânca gün, falanca yerde söylediğin söz, kendisi değil edasındaki dünya... Ne güzel şey hatırlamak seni. Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine : bir çekmece bir yüzük, ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım. Ve hemen fırlayarak yerimden penceremde demirlere yapışarak hürriyetin sütbeyaz maviliğine sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım... Ne güzel şey hatırlamak seni : ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste...

8 Mart

Dünya Kadınlar Gününüzü Kutlarım Sevgilerimle e.

Kırmızı Pelerin Düşleri....

Image
Fakülte yıllarımdan hatırladığım bir arkadaşımı andım bugün. Betüş bilir. Beautiful Mind'ın CD kopyasını izlemem için ödünç veren, geceleri toprağa uzanıp yıldızlara bakan, uzaylıları beklemeye bayılan ve birilerinin kendisiyle " hayat " adını verdikleri bir oyun oynadıklarını düşünen. Velhasıl, dört sene boyunca anlatamadık Evren'e bunun birtür yanılsama olduğunu zira oyunun başrol oyuncularından biri olduğumuzu adımız gibi bilsek de... Kimimiz evlendik, kimiz kariyer peşinde koştuk, kimimiz çoluk çocuğa karıştık, seçimleri gidişata göre yaptık, idealleri attık ya da hiç bırakmadan onlara kitlendik. O günlerden kaba tabiriyle " sap " gibi kalan " ben " :), heran kariyer planları ve somut uygulamaları yapmayı seçtim "yaşam, yarını kurgulamayı amaç edinmektir" diyerek... Ancak, bu ara, 27 yaşımda, artık kırmızı bir pelerinim olsun istediğimi düşler oldum. Küçük kızımla (tüm kalbimle birgün anne olmayı dileyerek) pelerinlerimize sarılıp ...

Köprü...

Zordur köprüleri yakmak… Cesaret ister; geçmişten, bugünden, yarından vazgeçmek… Can acıtır onca zaman emek verip koruduğu her ne varsa mahremiyetinde Mağlup ancak mağrur bir komutan edasıyla tekrar seyrüseferlere açılmak… “Geçilmek istenen, sonu gelmez bir yol”dur bu; bilinmeyen, Cennetse cennet, cehennemse cehennem; dönüşü yoktur… Tekrarlıyorum, Zordur köprüleri yakmak… Aslolan “sahiciliğin istikbalinde” dünden ve bugünden vazgeçmek, Ancak gelecekte var olabilecek bilinmeyen, bilmekten keyiflidir bazen; Aklına düşüvermişse yakut renkli şarap kadehi zarifçe elinde lacivert İstanbul’umun bir kış gecesinde… Düşünecek olunursa, bilip de denememektir asıl can acıtan… “Aşk hiçbir zaman pişman olmamaktır” demiştir artık aktris sükunetli edasıyla oyunu paylaştığı başrol oyuncusun telaşlı ama yorulmuş suskunluğunda.. zaten “pişman olmak” değimlidir ki eski moda sihirbazların gizemli tavırları bizleri inançsızlaştıran ve kimi zaman derin solukların yeni yetme heyecanlarını bastıran… Sonra akla...

Sarkilarrr, Filmlerrrrr...

Image
Sarkilar vardir; asla unutulmayacak olan, ezberlenen ve dinlendiginde, dinlenilen ilk ani hatirlatan… Yol sarkilari sonra, Uzun bir otobus yolculuklarinda, neler hayal edilir o sarkilar dinlenirken… Alanson, Tanju Okan, Vedat Sakman, Zuhal Olcay, Skin, Sting, U2, Michael Buble, Diana Krall sarkilari… Filmler vardir sonra, izlerken kendimi kaybettigim, Her birinde bir parcami bulup cikardigim inanilmazlikta… Scarface, Dragonfly ve tabiî ki Cikolata yapmayi ogrenmeliyim, hatta kurs bulsam, ama once seramik ogrenmem lazim, evimin bi kosesini seramik atolyesi yapmaliyim, yok yok cikolata yapmak daha eglenceli seklinde ikilemlerde birakan Chocolate (ki sondrock’i hala dinlenir)… Kayipsizlasirsiniz… Acik denizlerin sisli karanliginda, lacivert İstanbul sabahlarinda baska kitalarda ziyan edilmis gunleri anarken, pusulasiz, bir isiga, bir sese hasret gezinir durursunuz… Yuzlesmeniz uzun surmez Yalniz, umarsizssinizdir… Sessizligin gurultusu sarar ruhunuzu, uzak bir isik aydinlanir “ve perde” d...

Şarkıyı dinlerken...

I'll string along with you.... Şarkısını dinlerken anlıyorum en çok "desperate women"ların yazılarının popiler ve yine anlıyorum aslında "ağlamanın; sıradan kadınların sığınağı, güzel kadınların ise yıkımı*" olduğunu.... Gülümsüyorum :) 18.02.2007-Cumhuriyet *"Gülümseyen değişler" Oscar Wide

ellerin..

Sessiz ellerin... Çekingen, ironik, suskun, estetik; Sonsuzluğu, oğulları, kızları, sarhoşluğu, kızıl şarabı anlatan; Aşk ve düş parantezlerindeki kadının açmazlarında var olan susuzluğu sonlandıran, çekip çıkaran... Hüzünlü, umutsuz, aydınlık, masum çocuk, Kıt'a aralarında saklanan Güneşim, düşlerim, imgelemim; Anla, bil, gör, duy sesimi, beni... Mevsimler değil artık, bilirim; yaşam açmazları sarsıtan ellerini Ve sonunda, Ellerin ki aydınlığım, ve ellerindir cennetim, cehennemim, bugünüm, yarınım... yinelenen tekrarlarda ellerin; duyan.....unutan, gören....hatırlayan, yapan....anlayan... Bırak gelsin hasretim dinginliğinin... Pazar Yazısı :) Sevgilerimle.. e.

Kimler neciii?

Hergun, bloguma bi dunya birileri bakiyo; goruyorum... Sesi cikmasa da kimsenin, biliyorum okundugumu... Neyse, simdi bisi sorcam ey zat-i muhteremlerrrrrr Soyleyin bakalimmmm; kimler Pepsi'ciiii kimler Coca Cola'ciiiiiii???? Bi cesit kamuoyu yoklamasi pesindeyim.... Atakoy dynamic pool enstrumanist arkadaslar "ben kola icmiyorum" diycekkkk, bazi arkadaslar kabarcikli icecekler seluliiit meluliiiit dicekler... Yok oole bisi, ben senelerdir iciyorum, test edildi onaylandiiiii... Hikayeleri biliyorum, Atakoy dynamic pool arkadasi ben aciklicam :D Gerisini merak etmiyor degilim haniiii.... Bu arada hep ayni arkadaslar yaziyo, Yazin lemmmmm ne ictiginizi, sinirleniyorummm bakinnnnn...

Basliklar...

Basliklardan SIKILDIMMMMM.... Deja Vu, Laleleri Seven.... vik vik vik... Sonra; her gazetenin her kose yazisinin basligi, basliklar; her sonun basindaki, Alti cizilip "bold" yapilan, ustu boyanan.... Her seyin bi basligi olmali mi? Yani her nesirin kendisini ozetleyen kisa bir girizgahi olmasi gereklilik, hatta zorunluluk mudur? "Deja Vu" nedir sonra? Necdet Sen'in elime aldigim ilk karikatur kitabinin ve bende uyandirdigi derin hislerin disinda bi anlami olmamasi, bloguma baslik yapmama neden olmustur.... Ne derler; kader boyleymisssss.... e.

Kedissss....

Image
Gormus oldugunus bu kedis (ismi tenten)benim kedimmmmm :D Daha bebek tabiii, cok yarams gorsenissssss... Super bisi.... Sevgiler ii geceler e.

Blue song is called "hello"

extremely worky!!!!

Isler fecii yogun!! Cuma, Cumartesi ve Pazar gunu icin parmaklari kitledik hem deli gibin calisiyor hem bekliyorussss... Cocuk milletinin ne yapacaginin belli olmadigini bir defa deha tecrube ettik!!! bir playstation'a tav olan insan yavrularindan bahsediyorummmmm... pazar artik final, bu haftaki pazar yazimi yazabilirim dusuncesindeyimmmm... Bakiciiiiizzzz, goruciiizzzzz.... O zamana kadar kimse yaramaslik yapmasin :) kedimi de aldim sonunda, ilgililere tesekkur ederim, hatta minnettarliklarimi bildiririm..... :D bu arada; cuma gunu partiye davetli olanlar gidebilir (ben dahilllll!!!!) hey digerleri!!! rahat durun.... haftaya da okul basliyoooo, ama ama ben daha yeni tatil yapcaktiiiiiimmmmmmm; yine 7.45-22.30 mesaileri basliyorrrr... tahmin edildigi uzere, akillara zarar moodumdayimmmm..... iste; halet-i ruhiyemin bertaraf edilis anidir bu.... Sevgiler e.

Valentine Day....

Sevgililer gunu ortalikta millet haril haril calisirken, asik masuk vaziyette cicek bocek gibi dogal nesnelere bakarak gezmek midir? Ya da herkesin kutladigi ayni gun ve muhtemelen aksam saatlerinde digeriyle beraber vakit gecirmek midir? iykkk yani..... Bence sevgililer gunu daha farkli bisi olmali.... Tuketim toplumlarinin gelistirdigi bu sekildeki organizasyonlari protesto ediyorum.....