güzel kızın yanına güzel kedicik.. :) toronto arkadaşım, zaman zaman sırdaşım, zaman zaman birbirimiz için kayıplara karışsak ta hep "yakınlarda" bir yerlerdeyiz aslında di mi.. şimdi de imaginary friend gibi.. :) online :) olsun.. ben anlatayım sen dinle, sen anlat ben dilerim... buralardayım.. yine!.. g. .
Sen şu tezi bitir hele bak senle neler yapças, Toronto günleri ne ki... Kırmızı şarap ve Jazz eşliğinde sohbetler... İstanbul değil mi ki bir başka alternatifi olmayan ve ikimizin de yine dönüp dolaşıp döndüğü yegane şehir olan...
Ama hakkaten ne günlerdi, UFD'deki derslere musallat olma girişimleri, Michell'le dersler, senin inanılmaz Kubrik sohbetlerin (Clockwork Orange) :)) ve tabiki senin dooooommmm günün :)
devam Gökçe, aynen devam edeceğiz... anlatacaklar biter mi hiç?
Artik kisa cumleler kuruyorum. Olgunlasma ibareleri bunlar, hayra alamet degil! Yapilandirilmis ya da yari yapilandirilmis laflarin ardindan sadece "safim" diyebildigim gibi bir degisim bu. Yine degisim, yeni degisim. Su katilmis isletmeci antropologunuz surdurur; Homo sapiens sapiens, bilindigi gibi, dik durabilen ve dusunebilen hayvandir efenim. Ve bu yaratigin; enteresandir, gecmise dair kotu anilari zamanla bilincli olarak unuttugu soylenir, nedeni, baska turlu var olamaz. Su katilmis isletmeci antropologunuz devam eder; peki madem boyle bir hadiseden bahsediliyor, neden insanlar kin tutuyor? Kini kendini bile zehirliyor? Nefretin pervazsiz yonelimleriyle cesaretsizligini gizliyor. Neden? Bundan duydugu sahte mutlulukla nasil var oluyor? Sorularin cevaplarini ararken izlenilen yolda, son tahlilde, uzay boslugunda iki paralel dogrunun biryerlerde birlestigine dair hurafelere inanclar yitiriliyor.. Yavas, yavas.. Tirnaklarinizla kazidiginiz yasaminizda, tirnaklarin ne oneml...
güzel kızın yanına güzel kedicik.. :)
ReplyDeletetoronto arkadaşım, zaman zaman sırdaşım, zaman zaman birbirimiz için kayıplara karışsak ta hep "yakınlarda" bir yerlerdeyiz aslında di mi..
şimdi de imaginary friend gibi.. :) online :) olsun.. ben anlatayım sen dinle, sen anlat ben dilerim... buralardayım..
yine!..
g.
.
Merhaba Gökçecim,
ReplyDeleteSen şu tezi bitir hele bak senle neler yapças, Toronto günleri ne ki...
Kırmızı şarap ve Jazz eşliğinde sohbetler... İstanbul değil mi ki bir başka alternatifi olmayan ve ikimizin de yine dönüp dolaşıp döndüğü yegane şehir olan...
Ama hakkaten ne günlerdi, UFD'deki derslere musallat olma girişimleri, Michell'le dersler, senin inanılmaz Kubrik sohbetlerin (Clockwork Orange) :)) ve tabiki senin dooooommmm günün :)
devam Gökçe,
aynen devam edeceÄŸiz...
anlatacaklar biter mi hiç?
aynen devam..
evrim
heeeyy yengeeeeeeeee,,,
ReplyDeleteaşk tabi süper bişi,
süper hissettiriyor
hele sizinki muhteÅŸem...
bu arada dün malatyadan sizin resimlerin olduğu sidüü geldi:))
süper görünüyosunuz...
çok çok öperim
EVRIM MERHABA , GUZEL BIR SAYFA HAZIRLAMISSIN, TEBRIK EDERIM.ONCA ISIN ARASINDA BUNA ZAMAN BULMAN NE GUZEL.
ReplyDeleteSEVGILER
KEREM.
EVRIM DUNYA KUPASI HAKKINDA BILGI YOK BURDA.
ReplyDeleteya yardim edin de yaziim dunya kupasi hakkinda....
ReplyDeleteben brezilyayi tutuyorum...
he he...
ayrica sayfam icin yazdiklarindan dolayi tesekkur ederim, cok kibarsiniz abicim...
ReplyDeletebir kedi ve bir citir cerez:) super gorunuyorr...
ReplyDeletebetusss