Sınavlar...
Eğitim sektörü içinde görev alan ve çok kısa bir süre de öğretmenlik yapmış olan "ben" dün OKS ve 18.06.2006 pazar günü yapılacak olan ÖSS sınavı ve adayların durumları hakkında nacizane düşüncelerimi yazmak istedim.
Nedir bu çocukların çektiği diyesim gelmiyor değil. Sadece onlar mı, aileleri ve öğretmenleri de aynı şekilde. Benim zamanımda OKS/LGS yoktu, ama üniversite sınavına girmeden bir gün önce arkadaşlarım gezip tozarken ben, belki başıma bir iş gelir kolum bacağım kırılır emeklerim boşuna gider diye evde kös kös oturduğumu çok iyi biliyorum. Nasıl bir stres altındaymışım şimdi görebiliyorum ancak. Hadi ben o zamanlar 17 yaşındaydım ve ÖSS sınavının bir derece mantıklı olduğunu düşünmeme rağmen bu OKS/LGS nereden çıktı?
Ben ve benim jenerasyonumdaki arkadaşlarımın hemen hemen hepsi iyi kötü bir fakülte kazandık, ancak fakülte yıllarında acaba akademik benlik kavramını yeteri kadar geliştirebildik mi?
Diploma bize doğru arkadaş-eş seçmemize yardım etti mi ya da iletişim yetimize ve kültürel kimliğimize ne kattı? Üst benliğimizde geliştirdiğimiz "yüksek öğrenim görmüş" kişi(ler) olma dışında, eğitimini aldığımız bilim dalları bize kendimizi doğru ifade etme kabiliyetini ya da etkin iletişim kurma yetisini öğretti mi?
Yaşam içerisinde bunların hangisi gereklidir? Tabiki akademik eğitim, ya da "şu liseden, bu liseden" mezun olmuş olmak, kendimizi o özel kurumun ve topluluğun bir parçası olarak görme davranış modeli geliştirmemize, sosyal kimliğimizde bir rafinizasyona neden olmuştur ve illa ki eğitilmişizdir. Ancak herkes üniversite mezunu olmak zorunda mıdır diye başka bir majör soru ile karşı karşıya kalıyoruz.
Kazandın, yok yok hayır kaybettin, sen başarısızsın etiketi yapıştırılıyor bu çocukların üzerine ve bu etiketlerin faturaları o çocuklarda yaşamları boyunca bir "başarısız mıyım" davranış modelini besletiyor. Neyi kaybetmek sonra? Nasıl? Asıl sorgulanacak sorular bunlar aslında...
Diğer bir taraftan her sınavı "süper" derecelerle kazanan öğrencilerin davranış modeli "başarısız olamam ben, daha çok çalışmalıyım" yönünde gelişiyor ki çoğunlukla sosyal kimliği zayıf, tozlu kitaplar arasına yaşayan bir kişilik halini alıyor....
Yazık karşımda gördüğüm şu çocuklara, hepsinin yolu açık olsun, emekleri boşa gitmesin.
Yaşam denilen şey okullarda öğrenilmiyor, yaşam kitaplarda yazmıyor, ilk önce bu öğretilmeli ve başaramayan öğrenciler bunların her zaman bilincinde olmalı...
Sevgilerimle
e.
Nedir bu çocukların çektiği diyesim gelmiyor değil. Sadece onlar mı, aileleri ve öğretmenleri de aynı şekilde. Benim zamanımda OKS/LGS yoktu, ama üniversite sınavına girmeden bir gün önce arkadaşlarım gezip tozarken ben, belki başıma bir iş gelir kolum bacağım kırılır emeklerim boşuna gider diye evde kös kös oturduğumu çok iyi biliyorum. Nasıl bir stres altındaymışım şimdi görebiliyorum ancak. Hadi ben o zamanlar 17 yaşındaydım ve ÖSS sınavının bir derece mantıklı olduğunu düşünmeme rağmen bu OKS/LGS nereden çıktı?
Ben ve benim jenerasyonumdaki arkadaşlarımın hemen hemen hepsi iyi kötü bir fakülte kazandık, ancak fakülte yıllarında acaba akademik benlik kavramını yeteri kadar geliştirebildik mi?
Diploma bize doğru arkadaş-eş seçmemize yardım etti mi ya da iletişim yetimize ve kültürel kimliğimize ne kattı? Üst benliğimizde geliştirdiğimiz "yüksek öğrenim görmüş" kişi(ler) olma dışında, eğitimini aldığımız bilim dalları bize kendimizi doğru ifade etme kabiliyetini ya da etkin iletişim kurma yetisini öğretti mi?
Yaşam içerisinde bunların hangisi gereklidir? Tabiki akademik eğitim, ya da "şu liseden, bu liseden" mezun olmuş olmak, kendimizi o özel kurumun ve topluluğun bir parçası olarak görme davranış modeli geliştirmemize, sosyal kimliğimizde bir rafinizasyona neden olmuştur ve illa ki eğitilmişizdir. Ancak herkes üniversite mezunu olmak zorunda mıdır diye başka bir majör soru ile karşı karşıya kalıyoruz.
Kazandın, yok yok hayır kaybettin, sen başarısızsın etiketi yapıştırılıyor bu çocukların üzerine ve bu etiketlerin faturaları o çocuklarda yaşamları boyunca bir "başarısız mıyım" davranış modelini besletiyor. Neyi kaybetmek sonra? Nasıl? Asıl sorgulanacak sorular bunlar aslında...
Diğer bir taraftan her sınavı "süper" derecelerle kazanan öğrencilerin davranış modeli "başarısız olamam ben, daha çok çalışmalıyım" yönünde gelişiyor ki çoğunlukla sosyal kimliği zayıf, tozlu kitaplar arasına yaşayan bir kişilik halini alıyor....
Yazık karşımda gördüğüm şu çocuklara, hepsinin yolu açık olsun, emekleri boşa gitmesin.
Yaşam denilen şey okullarda öğrenilmiyor, yaşam kitaplarda yazmıyor, ilk önce bu öğretilmeli ve başaramayan öğrenciler bunların her zaman bilincinde olmalı...
Sevgilerimle
e.
Canım Yengem :)
ReplyDeleteKendini mesleğine adamış ve bu konuda sürekli olarak gelişim içinde olan bir öğretmenden benim naçizane yorumlarıma böyle olumlu eleştriler almak inan çok mutlu etti beni... senden öğrenecek daha çok şeyim olduğunu biliyorum... ben umutsuz değilim, belki yaptığım işe ihanet ediyorum ama bu düzen değişecek, biliyorum; özel üniversiteler, mef'in kapabarak okullaşmaya doğru yönelimi ve bizim için de böyle büyük projelerin olacağını bilmek, aynı zamanda Sayın Çelik'in OKS 2009 konusundaki açıklamaları umutlandırıyor beni... bakalım görüciiizzzz..
teşekkürler,
öperim
e.