Sarı Gül...
EĞER BİR GÜN ÖLÜRSEM;
MEZARIMA GELİP DE
"SARI GÜLLER" DİKERSİN...
"O DA SARI BİR GÜLDÜ NE ÇABUK SOLDU" DERSİN...
Kadının adı artık gerçekten yok...
14 yaşındaydım "kadının adı yok"u ilk elime aldığımda...
Erkeklerin, evliliğin ve bebek yapmanın yaşamın tek anlamı ve maksadı olmadığını idrak edebilmişsem...
Güzel sanatlarda okurken, bir Aya İrini konserinde izleyicilerden birinin O'nun olduğunu gördüm ve "işte burada" diyerek notalarimin tika basa dolu oldugu okul cantamdan çıkardığım ve yanımdan ayırmadığım "aslında aşk da yok"u imzalattığımda gözlerimin içine nasıl baktığını anımsıyorum, 'senin konserinde birgun gorusmek dileklerimle' yazip imzaladigi kitabini ne heyecanla bitirmistim... Tebessumle, annemin jenerasyonundan bir Türk kadının "cinsellik" kavramını nasıl utanmadan dillendirerek literatürde var edebildiğine inan(a)madan tecrubeleriyle anladim daha o "çocuk" yaşlarda...
İnançlarımı savunmayı, kendime saygımı, canımı yakan herşeyin nedenlerini, öykümü sorgulayış aşamalarımdaki can kırıklıklarımı kabullenebildiysem...
O'nun kaleminden öğrendiklerimin büyük payı var...
Kadın olmanın; ağabeylerin, babaların, kocaların hükümranlığı altında yaşan(a)mayacak kadar özel birşey olduğunu ve aslında bir adımın olmadığını, bakış açımda var etmeme neden olduğu "değer"lerle sindirdim...
Huzur içinde uyu Duygu ASENA...
e.
MEZARIMA GELİP DE
"SARI GÜLLER" DİKERSİN...
"O DA SARI BİR GÜLDÜ NE ÇABUK SOLDU" DERSİN...
Kadının adı artık gerçekten yok...
14 yaşındaydım "kadının adı yok"u ilk elime aldığımda...
Erkeklerin, evliliğin ve bebek yapmanın yaşamın tek anlamı ve maksadı olmadığını idrak edebilmişsem...
Güzel sanatlarda okurken, bir Aya İrini konserinde izleyicilerden birinin O'nun olduğunu gördüm ve "işte burada" diyerek notalarimin tika basa dolu oldugu okul cantamdan çıkardığım ve yanımdan ayırmadığım "aslında aşk da yok"u imzalattığımda gözlerimin içine nasıl baktığını anımsıyorum, 'senin konserinde birgun gorusmek dileklerimle' yazip imzaladigi kitabini ne heyecanla bitirmistim... Tebessumle, annemin jenerasyonundan bir Türk kadının "cinsellik" kavramını nasıl utanmadan dillendirerek literatürde var edebildiğine inan(a)madan tecrubeleriyle anladim daha o "çocuk" yaşlarda...
İnançlarımı savunmayı, kendime saygımı, canımı yakan herşeyin nedenlerini, öykümü sorgulayış aşamalarımdaki can kırıklıklarımı kabullenebildiysem...
O'nun kaleminden öğrendiklerimin büyük payı var...
Kadın olmanın; ağabeylerin, babaların, kocaların hükümranlığı altında yaşan(a)mayacak kadar özel birşey olduğunu ve aslında bir adımın olmadığını, bakış açımda var etmeme neden olduğu "değer"lerle sindirdim...
Huzur içinde uyu Duygu ASENA...
e.
Comments
Post a Comment