Siyah uzun saçlı, iri siyah gözlü kadın...

Uzun siyah saçlı kadın yosunlu yamacın üzerinde iri siyah gözlerinden süzülen yaşlarıyla semanın doğuşunu bekleyerek sabahın körpe çiçeklerini sular gecenin ıssız çığlıklarında.. Dün gece, ay uykuların derinliğinde süzülürken geçmiş zaman resimleri suların üzerinde "aşk ve nefretin" izdüşümüne dönüştü.İri siyah gözlü, uzun siyah saçlı kadın, doğan güneşle açılacak sayfalarda, erkeğin inatçı ve boyun eğmez tavrını düşündü hırçınlaşarak, oysa sevginin ormanından K. Krolow'un ağıtlarıyla yaz uykularından kaçıyordu sadece... O iç çekişmeler mevsimi, o yalnızlık, o terk ediliş yılları... Aşk bir tanrıçaydı, çılgın ve klostrofobik. Kadın kendini çoktan kuşatmış olan nefretin ateşiyle düşündü inatçı ve kibirli lanet adamı...Çocuklar, tenhalarda eşzamanlı büyüyordu uykularında, yaşlı yürekler ise uçurtmaları altında gecenin büyüsuyle Olympos'ta gençlik ateşi yakıyorlardı. Kadın sonbahar yağmurlarının gelişini diledi, yeniden bir romanın primadonnası olmayı ya da... Zaten aşkını açık açık ortaya koy(a)mamayı becerememişti yaşamı boyunca...

Velhasıl, tan ağarırken nefretini bir daha kustu denize, batan aya, yakamoza... Nedeni, aldatılmışlığın engin iç kazıntısıyla fısıldadı suya son defa İnce nesiri...

"Yorgun değilim
Seni beklemekten seni düşünmekten geçen günlerden,
Yeniden başlasam da bir başka yenilgiyle.
Yorgun değilim
ne aşktan ne dostluktan ne ölümden,
gece gözlerimi açarak bakıyorum.
Yorgun değilim
ne acıdan ne umuttan ne korkudan
Sonbaharla birlikte kazıya başlıyorum
Yorgun değilim
ne geçmişten ne şimdiden ne gelecekten;
bir yalnızlığım vardı, gittikçe aşıyorum."

Ö.İnce

*H.Ç. 08.07.2006 C.

Comments

Popular posts from this blog

Dilerim ki...

Practise, practise, practise...