evrim'in pazar motivasyonu...


Bugün pazar...

Biliyor musunuz? pazar günleri işe gelmeyi çok seviyorum,
ortalık sakin, sokaklarda sabahın yedi buçuğunda düştüğüm yollarda kimsecikler yok... i pot'ta beverly craven, herkes uyurken Evrim paketinden yeni çıkmış sabahın ilk alınan gazetesiyle yollarda...

Son iki haftadır pazar sabahları oldukça yoğun düşünselliklere boğuyor beni, aşkı aramakatan vazgeçmeliyim diyorum... aşk diye bişi yok diyorum çoğu zaman, yalan diyorum, kandırmaca... şarkıyı hatırla, şarkıyı hatırla Evrim!! "ben her bahar aşık oluruuuum, rüzgar olur yağmur oluruuuum, filizlenir anılarda gururuuuum, taşar içimden ruhuuuum, gönlümde sönen ateşiiiin, küllerini savururuuuum, kalbimdeki acelenin, peşinde ben kayboluruuuum!!"
hakkeetttten motive ediciiii!!! :)))
do not fool yourself!!!

Kös kös otururken evde dün akşam "isn't someone missing me" diye bir şarkı sözü çalınıyor kulağıma ve hemen ardından "am i so insignificat??"... düşünüyorum... neye ya da kime göre değersiz??
Saçmaaaaaaaaaaaa, palavraaaaaaaaaaa diye bir çığlık atmak istiyorum... Umutlarımı öldürmedim, asla da öldürmeyeceğim dedimmm... Tırnaklarını geçmişe takmaktan vazgeç Evrim... Bırak... uf yaaaa... i have to confess to myself "mea culpa"!!

Pencereden baktım, ışık, yaşam, gelecek kuş olup uçuyor semanın derinliklerinde... İçimde sevinç, umut, geleceğe karşı beslediğim, hatalarımla yüzleşmene yarayan... believe yourself!!

Tünelin sonundaki aydınlığı kovalamakmış meğerse hayat,
ürkek yaşamlara ayak uydurmaya çalışmak, benliğinden parçaları kanata kanata atmak değilmiş... Anladım, anlamlandır(a)mayarak beklediğim yaşamların döngüsü yanında... return to me salvation!!

Yeni sayfa, aç bakalım Evrim, okul... hep istediklerin, araladığın açık kalan sayfalara yazmaya başla tekrar... oluyor işte.. bekle...sakin, yavaş ama heycanı yitirmeden... hey! gelmek isteyenler, buyrun.. gitmek isteyenlerin de yolları açık olsun...
kural yok, yasak yok... Am I a cup of plain green tea?

Pazar sabahı senenin en sevdiğim ayının 17. günü umudun mavisini, denizin derin görkemini, Cansever'in örselenmiş, yerçekimli karanfilini fısıldıyor kulağıma, ıslık çalan tozlu ve solgun bahar rüzgarlarıyla sevda türküleri bitmeyecek diyerek... Somewhere over the rainbow!!


Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce...


Sevgilerimle

e.

Comments

Popular posts from this blog

Dilerim ki...

Practise, practise, practise...