Vintage Dance....
Al Pacino'nun baş rolünü bir "ama" olarak canlandırdığı "Kadın Kokusu"nun akıllara durgunluk verici tango sahnesini unutmak olanaksızdır.
Arjantin sokaklarından günümüze buyüleyici bir "salon" dansı olarak evrilen "Tango"; aslında Buenos Aires'in kenar mahallelerinde yaşayan fahişelerin ve kabadayıların kendini ifade biçimidir; aşkın, yasağın, tutku ve şehvetin protest aktarımıdır.
Tango, bedenlerin bir olduğu aşkın dansıdır, 19.yy başlarından günümüze dek süregelen, herşeyin bitip tükenmeye mahkum olduğu; duyguların kör, çıkarların öncelikli gözetildiği dünyalarımızda hiç ölmeyecek bir destanın adıdır.... Dansa ruhu veren tango müziği ise ahengin ve ritmin doruk noktasıdır; dansı figürlere içselleştiren kavga, nefret, haykırış, hüzün, melankoli, düş kırıklığı ve umudu barındırır.
Tango, içinden çıktığı düzeni yansıtan, özünde tehlikeli bir yakınlaşmadır; pervasız, kışkırtıcı, heyecan verici, umarsız ve isyankar kadınla adamın buluşmasıdır...
Tango, yaylı sazların öne çıktığı kendine özgü ritminde ateşlenen müzikle Che Guevara'nın ülkesinde hor görülen insanların simgesi olur. Doğduğu yıllarda 'üst tabaka' tarafından yadsınır, ayıp sayılır; neyse ki, bu aşağılayış uzun sürmez. Ateş, ritm ve figürler kısa sürede önce tüm Arjantin'i sonra Avrupa'yı sarar. Papa görmediği halde bu dansı önce yasaklar, sonra serbest bırakmak zorunda kalır.
Bu kısa girizgahın ardından "tango" adına yazabileceklerimin ne kadar çok olduğunu tahmin edebilir misiniz? "İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar"a devam ettiğim yıllarada "Tango Pasion" u izleyen şanslı izleyicilerden biri olarak, İstanbul I. Uluslararası Tango Ritual'inin 8-12 Kasım tarihleri arasında İstanbul'daki tangoseverler için sunulacağını duyurmaktan mutluluk duyarım.
Saygılarımla.
Comments
Post a Comment