İlk okuduğumda yazmak istedim ama sonra boşver dedim kendi kendime. Ama şimdi okuyunca yazasım geldi. Ben de isterdim ama on üç yıl önce bu şansı kaybettim. Ondan öncesinde de pek bişey yok zaten... Bilmiyorum günün birinde baba olursam kızımın :) yanından asla ayrılmayacağım. Abartmıycam tabi :D Eğer filmlerde söylendiği gibi yukarıda bir yerden görüyorsa, umarım mutlusundur oralarda...
Bende iki yıl önce kaybettim bu şansı... Ama gene de "babalar günü"nü kutlamak için mutlaka bir baba buluyorum kendime... Eminim aramızda olmayan tüm babalar "babalar günü"nde oradan bizleri izlemişler...
Babam hayattayken bu kadar özlüyormuydum onu, hayır... Kaybetmeden anlamıyorsun bazı şeylerin değerlerini... Bu yüzden artık bulduğum değerleri kaybetmemek için elimden geleni yapıyorum... Ve kaybetmiyorum, kaybetmeyeceğim...
Doluca fikrine katılıyorum, almak lazım sanırım...
Elindekinin kıymetini bilmek çok önemli bencede... Zaten kişiyi ne kadar idda etsek de anne-babasından başka ençok kim tanıyabilir ki!! Herkes malını bilir der hocahanım :)) O nedenle tutku durumundalar bizimkiler bende... Tanrı onları sağlıklı ve birlikte olarak korusun...
Artik kisa cumleler kuruyorum. Olgunlasma ibareleri bunlar, hayra alamet degil! Yapilandirilmis ya da yari yapilandirilmis laflarin ardindan sadece "safim" diyebildigim gibi bir degisim bu. Yine degisim, yeni degisim. Su katilmis isletmeci antropologunuz surdurur; Homo sapiens sapiens, bilindigi gibi, dik durabilen ve dusunebilen hayvandir efenim. Ve bu yaratigin; enteresandir, gecmise dair kotu anilari zamanla bilincli olarak unuttugu soylenir, nedeni, baska turlu var olamaz. Su katilmis isletmeci antropologunuz devam eder; peki madem boyle bir hadiseden bahsediliyor, neden insanlar kin tutuyor? Kini kendini bile zehirliyor? Nefretin pervazsiz yonelimleriyle cesaretsizligini gizliyor. Neden? Bundan duydugu sahte mutlulukla nasil var oluyor? Sorularin cevaplarini ararken izlenilen yolda, son tahlilde, uzay boslugunda iki paralel dogrunun biryerlerde birlestigine dair hurafelere inanclar yitiriliyor.. Yavas, yavas.. Tirnaklarinizla kazidiginiz yasaminizda, tirnaklarin ne oneml...
Babiş için kimse bişi yasmıyo, bozuluyorum amaaaaaaaaaaa...!
ReplyDeleteBen telefon ettim,ama yanında olup boynuna sarılmayı,babacım seni çooook seviyorum demeyi çok isterdim.
ReplyDeleteİlk okuduğumda yazmak istedim ama sonra boşver dedim kendi kendime. Ama şimdi okuyunca yazasım geldi. Ben de isterdim ama on üç yıl önce bu şansı kaybettim. Ondan öncesinde de pek bişey yok zaten... Bilmiyorum günün birinde baba olursam kızımın :) yanından asla ayrılmayacağım. Abartmıycam tabi :D Eğer filmlerde söylendiği gibi yukarıda bir yerden görüyorsa, umarım mutlusundur oralarda...
ReplyDeleteUzgunummm :(((
ReplyDeleteSen kizini sakin ayirma yanindan Umit ve eminim O da mutludur "oralarda"....
Doluca mi alsak ne!!!
Üzgünüm...
ReplyDeleteBende iki yıl önce kaybettim bu şansı... Ama gene de "babalar günü"nü kutlamak için mutlaka bir baba buluyorum kendime... Eminim aramızda olmayan tüm babalar "babalar günü"nde oradan bizleri izlemişler...
Babam hayattayken bu kadar özlüyormuydum onu, hayır... Kaybetmeden anlamıyorsun bazı şeylerin değerlerini... Bu yüzden artık bulduğum değerleri kaybetmemek için elimden geleni yapıyorum... Ve kaybetmiyorum, kaybetmeyeceğim...
Doluca fikrine katılıyorum, almak lazım sanırım...
Elindekinin kıymetini bilmek çok önemli bencede... Zaten kişiyi ne kadar idda etsek de anne-babasından başka ençok kim tanıyabilir ki!! Herkes malını bilir der hocahanım :))
ReplyDeleteO nedenle tutku durumundalar bizimkiler bende... Tanrı onları sağlıklı ve birlikte olarak korusun...
Sevgiler, günaydınlar...
Bensiz doluca partisi olmaz.
ReplyDeleteHerkes elindekinin kıymetini kaybedince daha iyi anlıyor,bu doğanın kanunu.
Bekleriz seni Senem merak etme...:)
ReplyDeleteIyi ki bi cekime gittik, "kanka" olmussunuz :D
ReplyDeleteAblam kanka olduklarina Lacin'i emanet ediyo haberin olsunnnn Serhat abi :D
e.
Bence mahsuru yok...:))
ReplyDelete