Esnasinda...
Bu bir sonbahar esintisidir, lutfen dinle.
Bugulu ve serin sonbaharinda Istanbul'umun,
yine huzunlu, yine yalnizim.
Perdeyi acsam, balkondaki ciceklere su versem, saclarimi martilarin kanadina koyup anneme gec kalacagim diye haber versem ve
uslanmadan maun rengi portmantonun onunde yine seni beklesem.
Cocuksu savaslarimin zalim susunu bir kenra biraktim;
Zulmun ve kalbin birarada, hepsi benim ustumde!
ve bak; yagmur basladi yine,
yapraklarin renginin dondugunu ezbere bildigin zamanlardaki gibi tanidik gece,
sonu gelmis sokagin dinginliginde...
Ilk kar'in dogum gunumde yagdigi yil, ki hangisiydi hatirlamam,
bugun hatirlayamayacagimi bilsem, bir kenara yazmazmiydim??
Sahte bir oyunla ahmakca dirilterek yalnizligi
kimlerle paylastigini bilmeden sadece dalip dalip gidiyorum
uzerimde biraktigin olgunluga, huzne, hirsa, zulme,
yalnizlikla yarenlik ederek...
Oysa, ne diyordu Nazim;
diyelimki hapisanedeyiz
yasimiz elliye yakin,
daha da on sekiz sene olsun acilmasina kapilarin...
Senin gibi bende, yildizlarin arasinda bir yildiz aradim.
Sal desenli varaklarlarda, lacivert ve turkuaz tonlarda kadifemsi bir yildiz zerresiyle koskocaman dunyada ufacik halimle utopik iyilikler yakaladim,
Bir fotografa takildim kaldim, Rifat'in soyleminde:
Gozlerin varya cekik kara kara
Once gozlerindi en guzel isik
Irkildim,
Bublé sarkilarinda imgelendirdigim bakislarda kayboldum,
asma katina saklanmis ilmek ilmek ordugum cocukluguna
tuz basmak degil derdim, icini sizlatmak hic degil,
gelip geciyor* derler ya,
yazdim iste oylesine icimden gecen nesiri.
---------------------
*Esnasinda yagmur camlara vuruyordu, Adagio esliginde yeniden...
Bugulu ve serin sonbaharinda Istanbul'umun,
yine huzunlu, yine yalnizim.
Perdeyi acsam, balkondaki ciceklere su versem, saclarimi martilarin kanadina koyup anneme gec kalacagim diye haber versem ve
uslanmadan maun rengi portmantonun onunde yine seni beklesem.
Cocuksu savaslarimin zalim susunu bir kenra biraktim;
Zulmun ve kalbin birarada, hepsi benim ustumde!
ve bak; yagmur basladi yine,
yapraklarin renginin dondugunu ezbere bildigin zamanlardaki gibi tanidik gece,
sonu gelmis sokagin dinginliginde...
Ilk kar'in dogum gunumde yagdigi yil, ki hangisiydi hatirlamam,
bugun hatirlayamayacagimi bilsem, bir kenara yazmazmiydim??
Sahte bir oyunla ahmakca dirilterek yalnizligi
kimlerle paylastigini bilmeden sadece dalip dalip gidiyorum
uzerimde biraktigin olgunluga, huzne, hirsa, zulme,
yalnizlikla yarenlik ederek...
Oysa, ne diyordu Nazim;
diyelimki hapisanedeyiz
yasimiz elliye yakin,
daha da on sekiz sene olsun acilmasina kapilarin...
Senin gibi bende, yildizlarin arasinda bir yildiz aradim.
Sal desenli varaklarlarda, lacivert ve turkuaz tonlarda kadifemsi bir yildiz zerresiyle koskocaman dunyada ufacik halimle utopik iyilikler yakaladim,
Bir fotografa takildim kaldim, Rifat'in soyleminde:
Gozlerin varya cekik kara kara
Once gozlerindi en guzel isik
Irkildim,
Bublé sarkilarinda imgelendirdigim bakislarda kayboldum,
asma katina saklanmis ilmek ilmek ordugum cocukluguna
tuz basmak degil derdim, icini sizlatmak hic degil,
gelip geciyor* derler ya,
yazdim iste oylesine icimden gecen nesiri.
---------------------
*Esnasinda yagmur camlara vuruyordu, Adagio esliginde yeniden...
Süper olmuş evrim. Nerden çıkarıyorsun bu çocukluğa tuz basmaları falan. Bir de şu Türkçe karakter meselesi. çözülmek bilmeyen
ReplyDeleteMerhabalar Didem'cim,
ReplyDeletePostlarımı ancak evde hazırlayabiliyorum ve evdeki PC'de ABD'den alındığı için malesef türkçe karakterler yok :(( Çalışıp didinip en kısa zamanda alacağım yeni bir PC :D Tez zamanıda geldi, evde yazılacak çok şey var yani :D
Bu arada yorumun için teşekkür ederim :)
Sevgilerimle
e.