Suursuz Pazar; Garden in the rain

Disarda kar olunca,
Birakalim, orda burda millet birbirini yesin;
Birileri Avustralya'daki Aborjin katliyamindan neredeyse 100 yil sonra "sorry" desin,
Birileri sarki soylerken "yanimdaki kiza bakti" diye "topugundan" vurulsun,
Birileri "laikligin asil teminati benim" diye milletin gelmisine gecmisine sovmekten beter etsin,
Birileri de Bayrampasa'da orda burda monotoflar firlatarak cop konternerlarini devirsin!
Gundeme soyle bir bakmam butun gun yaptigim islerin ne akillica oldugunu dusundurdu.
Babisin hocahanimi sanat danismani ilan etmesi de ayri bir vaka tabi. Incelenmeli!
Velhasil;
Diana "Garden in the rain" esliginde "tek sayfalik teklif" seansiyla eszamanli olarak kromatik flut egzersizleri ardindan; Besame Mucho, Prince Igor, Roxanne, Caruso...kulliyen olan bu sacmaliklar icinde oldukca anlamli geliverdi.
Ve pazar, cay bardaginda olan ihlamurun sarap rengi sakinliginde artik.

Guzel bir hafta gecsin yine; gecen her yeni gun daha sahane gunler getirsin.

Selam ve sevgilerimle.

e.

Comments

  1. Konuyla alakasız ama blogun yeni hali süper olmuş.

    ReplyDelete
  2. İşte bu!!
    Ben de kim ne zaman birşey yazacak yeni şeklime diyodum..

    Simgoşa komacaaan Öpücük!

    Selam ve sevgilerimle.

    e.

    ReplyDelete

Post a Comment

Popular posts from this blog

Dilerim ki...

Practise, practise, practise...