Paris'te Masal.. Vol.II
Puslu bulutlarin arasindan bakan dolunayi seyreyledim bugun; gunler sonra ilk defa Paris'te...
Hatirladim o yari aydinlik geceyi; safagin sokusunu, kolelige donusmus ozlemi, duslerde, belleklerde kalmis enginlerdeki sevgiyi..
Nasil tekrar anlatabilir e. vadi kalyonlarinda kalmis masallari, yureklerimizin icinde kopmus firtinalari; yasami, aski, bir daha asla yasanmayacak heyecanlari, ustu cizilen safligi..
Hatta kimi kacislari, umutlarin tukenisini...
Halbuki ne diyorduk?
"Hani ben(sen)siz okun(a)mazdi siirler, ayni sarilmadan seyredilemyen filmler gibi..."
Ve bugun, yillar sonra, Montmartre'den Paris'i seyrederken artisler sokaginda resimlerini satamayan yasi yetmisi gecmis ressam kadini nasil anlatabilirim sana? Ya da nasil anlatabilirim Federalistler duvarinin icimde yarattigi coskuyu bu yasimda?
Seneler sonra ilk defa yuregimde sakiz beyazi bir cosku...
Umutlarim(iz)i yok etmis seneler, yasayip gidiyoruz... Ve simdi Seine irmagi ve 1700'den kalan yapilar fisildiyor ismini "buradaydi" diyerek; senin anlayacagin, tarih soluk alip veriyor icimdeki "sen"le; yasam sevdanin icinde, sevdaysa yasamin takendisi Jaccottet'in dizelerinde:
Artik sadece uzaklastirmak isterim bizi aydinliktan ayiran seyi
Birakmak istemezken ceker giderim
Birgun anlayacagini bile bile...
Paris'te bir gece, Paris zaten sadece gece... On ikinci kattaki otel odasinin penceresinden dinliyorum usulca, adini fisildayan binalarin kuralsiz minor kadansiyla biten acapella sarkilari...
Ve gunesin tirnaklariyla yirttigi son lacivert rengini yitirip once kirmizilasan ardindan maviye calan gecenin taslarina baglanmis bir sarmasik gibi hersey gun agarirken...
Kafani karistirma, devam et kitabina derken okunan ilk cumle kaziniyor hafizalama :
"Yasam icin yazi sayfasiyim ben; bu nedenle yasam, okunaksizliktan okunakliga gecise ulasirken eszamanli olarak O'nu yitirmektir" diyerek ekliyordu :
"Yasam secilebilir, hatta secilmistir; masallarla olgunlasan, kucuk gulumsemelerle anilanin yolu cizilmisken.."
Ve artik daha da gorkemli yalnizliklar, ic cekisler, karamsarliklardir olan;
ofkeler, hainlikler, satilmisliklar da cabasi... Halbuki ask en yuce deger degil miydi senin icin? Yasaminin butunu saran varolusun hatta? Sorularin yanitini yine kalan dizelerde buluyorum :
Degerini bilmek gerekir askin ve O'na kattigi degeri yillarin.
Ask ne ic gecirmektir bir bankta, ne de gelmesini beklemektir yillarca,
Gun olur yagmur yagar, kar yagar
Birlikte ama ayri yasanacak koca bir omur var
Guzel bir sarkiya benzer ask
Ama kolay midir guzel bir sarkiyi yaratmak bir masali yasat(abil-mek-)mak kadar?
Ve artik kalemi birakiyorum...
Selam ve sevgilerimle.
e.
ps. 1 Mayis Isci Bayraminizi Kutlar, ozellikle sehrimin sokaklarinda yasanan insanlik ayibinin bir daha tekrarlanmamasini dilerim.
Dusunuyorum da, Henry Ford yuzyillar once emege mal ettigi "seri imalat" bilincinin bugun yasananlara neden olacagini bilseydi, tarih adami olma pahasina inaclarindan vazgecer miydi?
Hatirladim o yari aydinlik geceyi; safagin sokusunu, kolelige donusmus ozlemi, duslerde, belleklerde kalmis enginlerdeki sevgiyi..
Nasil tekrar anlatabilir e. vadi kalyonlarinda kalmis masallari, yureklerimizin icinde kopmus firtinalari; yasami, aski, bir daha asla yasanmayacak heyecanlari, ustu cizilen safligi..
Hatta kimi kacislari, umutlarin tukenisini...
Halbuki ne diyorduk?
"Hani ben(sen)siz okun(a)mazdi siirler, ayni sarilmadan seyredilemyen filmler gibi..."
Ve bugun, yillar sonra, Montmartre'den Paris'i seyrederken artisler sokaginda resimlerini satamayan yasi yetmisi gecmis ressam kadini nasil anlatabilirim sana? Ya da nasil anlatabilirim Federalistler duvarinin icimde yarattigi coskuyu bu yasimda?
Seneler sonra ilk defa yuregimde sakiz beyazi bir cosku...
Umutlarim(iz)i yok etmis seneler, yasayip gidiyoruz... Ve simdi Seine irmagi ve 1700'den kalan yapilar fisildiyor ismini "buradaydi" diyerek; senin anlayacagin, tarih soluk alip veriyor icimdeki "sen"le; yasam sevdanin icinde, sevdaysa yasamin takendisi Jaccottet'in dizelerinde:
Artik sadece uzaklastirmak isterim bizi aydinliktan ayiran seyi
Birakmak istemezken ceker giderim
Birgun anlayacagini bile bile...
Paris'te bir gece, Paris zaten sadece gece... On ikinci kattaki otel odasinin penceresinden dinliyorum usulca, adini fisildayan binalarin kuralsiz minor kadansiyla biten acapella sarkilari...
Ve gunesin tirnaklariyla yirttigi son lacivert rengini yitirip once kirmizilasan ardindan maviye calan gecenin taslarina baglanmis bir sarmasik gibi hersey gun agarirken...
Kafani karistirma, devam et kitabina derken okunan ilk cumle kaziniyor hafizalama :
"Yasam icin yazi sayfasiyim ben; bu nedenle yasam, okunaksizliktan okunakliga gecise ulasirken eszamanli olarak O'nu yitirmektir" diyerek ekliyordu :
"Yasam secilebilir, hatta secilmistir; masallarla olgunlasan, kucuk gulumsemelerle anilanin yolu cizilmisken.."
Ve artik daha da gorkemli yalnizliklar, ic cekisler, karamsarliklardir olan;
ofkeler, hainlikler, satilmisliklar da cabasi... Halbuki ask en yuce deger degil miydi senin icin? Yasaminin butunu saran varolusun hatta? Sorularin yanitini yine kalan dizelerde buluyorum :
Degerini bilmek gerekir askin ve O'na kattigi degeri yillarin.
Ask ne ic gecirmektir bir bankta, ne de gelmesini beklemektir yillarca,
Gun olur yagmur yagar, kar yagar
Birlikte ama ayri yasanacak koca bir omur var
Guzel bir sarkiya benzer ask
Ama kolay midir guzel bir sarkiyi yaratmak bir masali yasat(abil-mek-)mak kadar?
Ve artik kalemi birakiyorum...
Selam ve sevgilerimle.
e.
ps. 1 Mayis Isci Bayraminizi Kutlar, ozellikle sehrimin sokaklarinda yasanan insanlik ayibinin bir daha tekrarlanmamasini dilerim.
Dusunuyorum da, Henry Ford yuzyillar once emege mal ettigi "seri imalat" bilincinin bugun yasananlara neden olacagini bilseydi, tarih adami olma pahasina inaclarindan vazgecer miydi?
Comments
Post a Comment