Ne kıymeyli, ne güzel günlermiş... ne güzel.. ne g.. ne..n...

Beni tanıyan herkes, Türkiye'deki kariyerimin ilk günlerine öğretmenlikle başladığımı bilir; ki başlangıcın böyle olması, bizim ailede yetişmiş bir kız çocuğu için çok olağan dışı birşey değildir.
Bilseniz, ne çok şey sığdırdık öğretmenliğimin kocaman günlerine; kahkahalar, sevinçler ve kimi zaman hüzünler... Çocuklardan öğrendiklerim, onlara öğrettiklerim... Bir anda durup dururken söyledikleri basit bir cümleyle yaşamı, geçmişi, geleceği sorgulamam...

Nasıl unuturum okula geliş saatlerim teneffüse denk geldiğinde beni gören çocukların bahçe duvarından atlayıp "öğretmenim sağ yaparak gelin", "öğretmenim şimdi toplayın" diye park ettirdiklerini :))
İşte o cocuklar bu hafta mezun oldular ve güzel kızımın, Ayşe'min haber vermesiyle (ki hiç bırakmadı, ne öğretmenim hitabını ne de her MSN'de karşılaştığımızda "nasılsınız" demeyi) çocuklarımı seneler sonra bir arada son defa görebildim..
O kadar büyümüşler ki! inanamadım...
Oğullarımın boyu uzamış, sesleri kalınlaşmış, mutasyon davranış modelinin bir parçası olarak benim dans davetime "hayır" diyememelerine rağmen kız arkadaşlarının yanına utana sıkıla gitmelerini görmeliydiniz.
O günlerden unutamadığım binlerce anının içinden kendimce unutamadıklarımı sizlerle de paylaşmak isterim:
I. Seda'nın çığlığı (sınıfın en kısa boylu ve en bücürük kız çocuğuydu, ne yazık ki birazdan aktaracağım hadise gerçekleşene kadar çocuğumu farked(e)memiştim):
En ön sırada sürekli parmak kaldıran ancak benim en arka sıradaki "bunlar haylaz olmalılar önyargımla" sürekli Ayşe ve Ceren'e söz vermem neticesinde sınıfta "siz beni hiç görmüyorsunuz, halbuki ben bu derse sizin için çalışıp geldim, hep Ayşe-Ceren bıktım yaaaa" diye çığlık çığlığa bir bağırtının ardından ağlamaklı "ben zaten jinekolog olacağım" diye hıçkırarak kocaman masmavi gösleriyle bakan kızıma karşı nasıl davranmam gerektiğini kestiremediğimi sanıyorum ki tahmin edersiniz.
II. Dicle (yol arkadaşım, her sene öğretmenler gününde aramasıyla gözlerimin dolmasına neden olan kızım):
(Güzel Sanatlar Lisesi'ne girecekmiş, meslektaşım mı olacak ne???-bende meslek çok ama, ilk meslektaşlarımdan biri olmak istermiş, daha yeni öğrenebildim :)) hiç bir öğretmenler gününü atlamadan mutlaka aramasından nasıl mutlu olduğumu sanıyorum ki tahmin edebilirsiniz.
III. Cem (hiperaktif olduğunu ilk derslerin sonunda rehberlik hocasından öğrendikten sonra, konuşmasına kızmamam gerektiğini farkederek kendi kendimi bitirip tükettiğim oğlum)
Cem derste konuşunca en ön sıraya geçmesi istenir, Cem Tuana'yı konuşturmadığını iddia eder. Tuana: "Cem beni konuşturuyor" diyince arka sıraya sert bir bakış fırlatarak "sana yazık olacak" der... Cem sınıftan atılır ve akabinde rehberlik öğretmeninden "hiperaktif" olduğu öğrenilince "yazık olan" aslında Cem'in öğretmenidir.. Öğretmenin istifa dilekçesini verdiği gün Cem'le sıkı sıkı sarılırlar.. Cem o gün sınıfta beklenen cümleyi sarfeder: "özür dilerim"! Yazık olan öğretmen öğretilen bu derse diyecek birşey bulamaz, verdiği istifa dilekçesini geri al(a)madığı gibi...

Bugün, bu hafta, mezuniyet haberlerini ve balo davetlerini aldığım günden bu yana inanılmaz duygu doluyum, hem hüzünlü hem de mezun olmalarından dolayı bir o kadar sevinçli.

Öğretmen(d)im ya! Onlara kendim için gayri resmi bir sınav yaptım, iyi ki yapmışım, elimde o günlerden birşeyler kalması ne kadar önemli, ne kadar gerekliymiş... Mezuniyetlerine giderken o quizlerin fotokopilerini, her birinin üstüne ayrı ayrı notlar yazıp, "süprizzzz" diyerek götürdüm, şaşkınlıklarını görmeliydiniz :))

Beni balo salonunun kapısında gördükleri ilk an şaşırmaları apayrı bir sahneydi, onlar "hiiiiiii öğretmenimmmm, ne kadar değişmişsinizzzzz" derken; hayrola, beni mezuniyete gelen arkadaşlarınızdan birine mi benzettiniz diye cevap vermeme ayrı bir şaşırıp güldüler.

Diğer öğretmen arkadaşların ise (söylediklerine göre) gösterdiğim incelik karşısında çocuklar için ayrıca teşekkür etmeleri de hafızamda apayrı bir hatıra olarak kalacak :))) çoooook güldük; görmeliydiniz, aynı masada, aynı fotoğraf karelerinde, pistte...

Ne çok şey sığdırmışız onlarla geçen günlerimize; hiç unutmadılar, hiç, hi, h.....

Yaptığım hiçbir işin maneviyatını öğretmenlik günlerimde yaşadıklarımla karşılaştıramadım, hatta o günlerime yaklaştıramadım bile. Apayrı bir deneyim; çok farklı, tatmin düzeyi (benim için) çok yüksek bir alan; çocukları sevmeden, öğretirken öğrenmeyi de bilmeden yapılacak iş değil..

Onları görünce (çok uzun senelerdir görüşmemiş sevgililer gibi) bir kez daha tahlil ettim; ne kıymetli, ne güzel günlermiş...ne güzel... ne güze.. ne... n...

Selam ve sevgilerimle..

e.

Comments

  1. Aferin sana öğretmenim!

    ReplyDelete
  2. Tek kelimeyle: inanılmazsınız!

    Saygılar.

    e.

    ReplyDelete
  3. bu yazıyı okuduktan sonra ağlamaktan kızaran gözlerimi yıkadım tekrar okudum ve tekrar ağladım siz o kadar özel o kadar mükemmelsiniz ki... bize çok şey öğrettiniz şu anda duygularımı anlatan harfler cümleler yok size karşı neler hissettiğimi de buraya sığdıramam zaten o kadar mutlu ettiniz ki bizi baloya gelmekle sizi çok seviyorum saygılarımla...

    ReplyDelete
  4. Seni çok seviyorum güzel kızım...

    Bu arada, o şık elbisenin altına giyindiğin Converse'lerle ne şirin görünüyordun biliyor musun?

    Sevgilerimle...

    e.

    ReplyDelete
  5. Anonymous18.6.08

    söylencek bişey yok ki...bir anda girdiniz hayatımıza ve aynı hızla çıkıp gittiniz:(yokluğunuza alışmak ilk başlarda ders anlatışlarınıza alışmaktan çok daha zor oldu bizim için:( iyiki geldiniz dr.reşit galip'e. iyiki girdiniz 6-C'ye ve iyiki yerleştiniz kalbimizin bi köşesine:( sizi çok seviyorum öğretmenim...sizi çok seviyoruz...

    ReplyDelete
  6. Anonymous18.6.08

    kendimizi anlatıcak bni hatırlayacak hiç bişi yapmamışım demek sizi çoook sewiorum öretmenimm

    ReplyDelete
  7. Anonymous18.6.08

    bni hatırlayacağınız hiç bişi yaqmamışım dedim bunları okuyunca

    ReplyDelete
  8. Ayşe'ciğim teşekkür ederim.

    Berkant'çığım, sevimli oğlumu, seni, sadece seni değil hiçbirinizi, unutmam mümkün mü? :D

    Bir buluşma günü yapalım tekrar kışa doğru.. Ayşe ve sen organizasyonu yapın hatta.. Toplanıp buraya gelsenize :D Ne güzel olur :)) Heberlerinizi bekliyorum..

    Hepinizi kocaman kocaman öperim..

    e.

    ReplyDelete

Post a Comment

Popular posts from this blog

Dilerim ki...

Practise, practise, practise...