"Aşk"ın arabesk kültür kalıbına yedirilerek enjekte edildiği film: Issız Adam
Sevilirken bilmedin mi? Ben söylerken gülmedin mi? Falımızda hasret var, ayrılık var demedim mi? Anlamaaazdıııın anlaaamazdıııııııın, Kadere de inanmazdın. Hani sen acı veren kalpsizlerden olamazdın? Dilerim ki mutlu ol sevgilim, Ben olmasam bile hayat gülsün sana. Günahım boynunda, ağlayan bir çift göz bıraktın arkandaaaaa.
Beyoğlu Yeşilçam sokağında yazılan senaryolarıyla son elli yılın dalga konusu olan, başrollerini Adnan ve Türkan'ın paylaştığı "nayır, nolamaz, gitme Adnaaan yoksa havaya uçururum tüm yan komşularııııı" yapıtlarının 21. Yüzyıl versiyonunu oluşturma çabasına girilmiş Issız Adam'a ait fragman ve eleştirileri takip ederek pek fecifelaket duygulandım. Bu tür filmler zaten duygu kapasitesi sündürülerek sömürülmeye gayet müsait halkıma "krizi, "kalifiye" işsizliği, "IMF ne iş görüyor bilmiyorsunuz" laflarını, "çarşafını sıyır da oklarını şeytireyim"leri 2 saatliğine de olsa unutturmuş ve gündemin ortayerine oturmuştur.
Pek güzelşahane efendim.
Selam ve sevgilerimle.
Bir ara gidip ağlamak lazım...:))
ReplyDelete