"Bir eski kocanın öğleden sonrası"ymış..

Dehşetengiz bir romanın satırlarında nasıl "ihanet" edildiğini ve fakat "ihanet" edilenin asıl kendisi olduğu gerçeğini ispatlama çabasındaki tipik adamın macerasının yanıbaşında faltaşı gözlerle sountrack oluvermiş şarkıyla, Michel Fugain - Une Belle Histoire, bir an adama inanabileceğimi düşünerek kendimi travmatik emosyonel bir hissiyatın yanıbaşında buldum. Ne safım, pes!! dedim kendime!Halbuki "Kılıcını düşüren kılıcım değil, geçmişin..." sözleriyle irkilerek düşüncelere dalacaktım:

Geçmişim neyin kanıtı? Aklım değil mi aynı zamanda kalbim, var eden, yok eden, sahiplenilen?

Öğrenilen ve öğretilen geçmişlerimiz; yanıl ve yabanıl seçimlerle yok edemediğimiz aziz tarihimiz, geçen her saniye gözlerimizin yanında oluşan ince bir çizgi..

Romana dönecek olursak, Hamdi Koç'un isyan bayraklarıyla iç savaşını yaşattığı tipik bir kitap.. Her erkek gibi (net ve kesin), bir şekilde aldatmış ancak aklanmak için suçlu aramakta, suçluyu bulunca rahatlamakta, vicdan azab(sız)ı hallerin muhasebesi temasıyla karşımıza çıkıyor.

Kitabın adı mı? Bir eski kocanın öğleden sonrası..

İyi geceler...

Comments

  1. Her erkek gibi (net ve kesin)

    değil de

    Her insan gibi (net ve kesin)

    şeklinde olursa daha gerçekçi ama karamsar olur sanırım betimleme.

    ReplyDelete
  2. Romanda anlatılan hadiseler silsilesi neredeyse 30 yıllık tecrübelerimle bana "kendini haklı çıkarmak" isteyenlerin sadece erkekler olduğunu anlatıyor. Kadınlar iç muhasebelerini daha net yaparak misal bir ayrılığın ardından daha objektifler. Dediğin tavırda kadınlar var mıdır? Elbetteki vardır ancak frekansının yüksek oladığını düşünüyorum.
    Yorum için teşekkür ve sevgiler.

    ReplyDelete

Post a Comment

Popular posts from this blog

Dilerim ki...

Practise, practise, practise...