Sunday - Molly Johnson Gozlerimin karasinda kaybolan huzun, Paul Celan'in olumsuz gunesinde Mario Lozi'nin golgedeki son temmuz sabahini adarken yalnizliga, 'yillardan herneyse' diyorum bir not duserek hafizama: Donuk bakislarda mutlulugun hancerini kaldirma! Sakin, saki, sa, s... Yirmi sekiz senede bu kucucuk bedene neleri mi sigdirdim? "yolun yarisina sigdirdigin senaryolarin satir aralari kadar aski!" "Ask herseydir, hersey ask icindir" diyip geciyorum Balzac'i hatirlayarak: Ask, gozlerle konusma sanatidir, kisiler arasi kolelesmedir.. Dedim ya, hersey ask icindi: dolu dizgin delirten, suursuzlastiran, kanitli isyaniydi koleligin, keske diyorum; anlayabilseydin... Simdi gorebiliyorum ancak yirmi sekizindeki kucucuk bedenimle, Istanbul'un uzak bir yerinde.. Ve yeni bir Munih gecsinde, soruyorum yalnizliga: Ilhan mi Cansever mi yoksa Sureyya miydi bende biraktigin tutkularina tanik olan? Ve yeniden dillendiriyorum: unuttum nasildi (y/h)uzun?...