Posts

Tarih: 03.09.2006

Image
Sonundaaa... Dilek ve Kerem (kendisi abim olur :)) evlendiler... :)) İşte o annn... Thereee youuu goooooooo!!!...

Bakışşşş....

Image

evrim'in pazar motivasyonu...

Image
Bugün pazar... Biliyor musunuz? pazar günleri işe gelmeyi çok seviyorum, ortalık sakin, sokaklarda sabahın yedi buçuğunda düştüğüm yollarda kimsecikler yok... i pot'ta beverly craven, herkes uyurken Evrim paketinden yeni çıkmış sabahın ilk alınan gazetesiyle yollarda... Son iki haftadır pazar sabahları oldukça yoğun düşünselliklere boğuyor beni, aşkı aramakatan vazgeçmeliyim diyorum... aşk diye bişi yok diyorum çoğu zaman, yalan diyorum, kandırmaca... şarkıyı hatırla, şarkıyı hatırla Evrim!! "ben her bahar aşık oluruuuum, rüzgar olur yağmur oluruuuum, filizlenir anılarda gururuuuum, taşar içimden ruhuuuum, gönlümde sönen ateşiiiin, küllerini savururuuuum, kalbimdeki acelenin, peşinde ben kayboluruuuum!!" hakkeetttten motive ediciiii!!! :))) do not fool yourself!!! Kös kös otururken evde dün akşam "isn't someone missing me" diye bir şarkı sözü çalınıyor kulağıma ve hemen ardından "am i so insignificat??"... düşünüyorum... neye ya da kime göre değers...

Kitap...

Image
Ülkemizde "mankurtlaşma" kavramının ilk defa yazı dilinde var edildiği İkram ÇINAR'ın Mankurtlaştırma Süreci adlı kitabı, bir eğitimci ve akademisyen gözüyle ülkemizdeki ulusal kimlik ve kültür sorunlarına ışık tutuyor... Sosyal Antropolog kimliğimle okuduğum kitapta, yazarın kültürümüze yabancılaşma yaklaşımını, aslında değişimin değişmeyen tek unsur olduğu gerçeğiyle ele alabilmesi gerektiğini düşünmekle beraber şiddetle tavsiye ederim.... Mankurtlaşmak, ulusal kimlikten uzaklaşma, topluma ve kültüre yabancılaşma, zihnin yeniden inşası yoluyla bilinçsizleşme, egemen güçlere ve süper devletlere yaranmayı içeren sosyo - kültürel bir kavramdır. Kitap, (Atatürk dönemi dışında) iki yüz yıldır var olanı (elde kalanı) koruma refleksiyle hareket eden, dolayısıyla içine kapanıp adeta kendini lanetleyen bir toplum olmaktan çıkmayı öneriyor. Sevgilerimle... e.

Eylül...

Image
Eylül Rübai eylüle girdim eylüle girdim her ömrün bir eylülü vardır onca yaşadım şimdi bildim Murathan Mungan En sevdiğim aydır eylül.. Doğanın yumuşak rüzgarlarıyla hoşçakal dediği, zaman zaman gökyüzünün ağladığı, yaprakların renginin döndüğü, telli duvakların şarkılar söylediği, başlangıçların doğanın bitişinde var ettiği, içimdeki çocuğun haykırırcasına güldüğü ve bir o kadar da şımarırcasına ağladığı, sıkıca tuttuğu ama bırakmak zorunda olduğunu bildiği damıtılmış yaşamların birleştiği bir bütün... "Bir yerde biten, belki de başladığı yerde eylülün, vazgeçmelerin başlangıç noktası... Aslında yaşadıklarımdan çok farklı cümleler kurabileceğim yüzlerce kare var hafızamda" diyen, emanet, uzun siyah saçlı, iri siyah gözlü kadın... Kahretsin... Irvin Yalom'un dizeleri, psikanaliz, yeniliğe doğru uzanan el, yaşamı kemirip duran his... Bırak! kaysın avuçlarından.. e.

29.08.2006...

Kaybolmuş zamanların son anları, Aylardan Eylül yanıbaşımda... Aklımda Wilfred A. Peterson'un dizeleri: "Beni yavaşlat Tanrım! lakin son nefeslerim olacak bu soluduğum, Yüreğimin atışlarını düşüncemin sakinliğine rahatlat. Zamanın sonsuz görüntüsüyle hızımı azalt!. Bana, güncel kargaşanın ortasında, Tepelerin ölümsüz sakinliğini ver." "Yavaşlat beni Tan­rım! Bana ilham ver. Köklerimi, yaşamın katlanı­lan değerler toprağının derinliğine gön­dermek, Kaderimdeki yıldızla­ra doğru -daha çok- Büyüyebilmek için, Yaşamımın devamlılığı için... Yavaşlat beni Tanrım! e.

Yüksek yüksek tepelere....

Image
03.Eylül.2006/Pazar Betüşümmmm, gelinimmm, herbişeyim... İbocumm, eniştemm, laptop tamircimmm, yeğenlerimin babişi.... Hep sağlıklı ve mutlu olun, hep yüzünüz gülsün, aşkınız bir ömür boyunca hiç eksilmeden, artarak toprağınıza tutunsun.... Sizi seviyorummmm... e.

Sinem-Onur Evlendiler.... :)

Image
Kuzen Onur evlendi nihayeth!!! Gelini (Sinem) aldık, düğüne giderken Çeşme otobanında :) İşte aile eşrafı efenim... Ve bendenizzz... Sinem ve Onur'a mutluluklar dilerizzzzz... Sevgilerimle.. e.

Yalnızlık...

Image
Şayet; * Mesai saatlerinin uzamasını istiyorsan... * Akşamları evde yalnız olacağını bildiğin için işyerine taşınmayı düşünüyorsan... * Hem günde 11 saat çalışır (haftanın 6 günü) hem de akademik eğitimime devam ederim fikrine sıcak bakmaya başladıysan... * Sinemada utana sıkıla tek bilet alıyorsan... * En yakın arkadaşların artık bireysel değilde iki kişi şeklinde konuşurken sen sadece kendi gelecek planlarından bahsediyorsan... * Gözlerin ufka dalıp gidiyorsa zaman zaman... * Smooth Jazz dinlemek yaşamınım olmazsa olmaz parçalarından biri oluvermişse... * Arkadaşlarının eşleri/sevgilileri seni eve bırakmaya başladıysa... * Her bebek gördüğünde gözlerin doluyorsa... * İşyerinde terfi etmişsen... * "Beni çalışmak kurtarır" gibi bir hayat felsefesini yaşamıda var etmeye başlamışsan... * Bitiremediğin franboazlı pastanın yarısı tabağında kalıyorsa.. * Mug kolleksiyonuna eklediğin yeni parçaları tek olarak almaya başladıysan... * Tatil programını yalnız yapma cesaretini gösterem...

Brodway'den Byzantium'a Müzikaller...

Dormen yine yaptı yapacağını... Lise dönemlerimde West Side Story'den Cats'e, The Wall'dan Hair, Pahantom of the Opera, Kantocu, Evita, Hisseli Harikalar Kumpanyası ve tabiki Lüküs Hayat'a amatör olarak ilgilendiğim müzikaller Haldun Hoca'nın yaratıcılığıyla tekrar vücut buluyor... Duyumlarıma göre ekibi kurmuş çalışmalara başlamışlar bile.. Çok kıskandım.. :) Süper işler çıkaracaklarına eminim... Akıllara zarar :) Mırıldanmadan geçemeyeceğim: Hisseli harikalar kumpanyası açıyor perdesini açıyor, Harikalar dünyası burası herkese neşe saçıyoor... ve tabiki Anita'nın hüzün dolu solosu: i have a love and it's all that i have right or wrong what else can i do... i love him, i'm his and everything he is, i am too... West Side Story'den... Gözünüz Dormen Sahnesinde olsun efendim... Sevgilerimle... e.

Coffee Break :)

Image
Heeey!! Merabalar... Isyerindeki inanilmaz yogunluk nedeni ile bloguma pek ilgi gosteremiyorum son gunlerde.. Istiyorum ama zamansizlik yuzunden bisi yapamiyorum... Bu arada cok fazla kisinin bu blogu okudugunu farkettim... Gecenlerde kuzenlerimden biri tel konustuk, adresi pek kimseye soylemesem de herkes bulmus, okumus :)Begenilerini ileten herkese ictenlikle tesekkurlerimi sunuyorum... Saolsunlar... Elestiren olmadi henuz ancak elestirilere de acigiz efenim...Ben sadece icimden gecenleri yaziyorum... Hepsi bu :)) 12 Agustosta STS sinavi ile birlikte yeni donem basliyor benim icin, blog acisindan uzunca bir 'coffee break' veriyorum yani sizin anlayacaginiz :) ama toparlayip en kisa zamanda, firsat bulunca mutlaka hem "anthropological journal"ima hem de "laleleri seven kadinin yazilari"na karalayacagim :))15 gundur izinsiz calisan biri olarak sanki tatile hic gitmemis gibiyiiiimmm.. Hava fecahat sicak... Bu arada, Kuba meselesi vatan millet sorunu oldu :)) ...

evrim'in kaleminden...

İpek Çalışlar'ın Latife Hanım adlı kitabından daha önce bahsetmıştim.. Dün gece, onu okurken Duygu ASENA'ya yapılan haksızlıkları düşündüm, yazdığı gazetelerden "medya patronlarının işlerine gelmediği için" nasıl kovulduğunu, daha sonra yurdumda hala var olan töre cinayetlerini, kendi ahlaksızlıklarını her zaman yanında yöresinde var olan kadınlara fatura olarak çıkararak kapatmaya çalışan erkekleri; kocaları, babaları, ağabeyleri... Erkek egemen bir kültürün içinde var olmaya çabalayan kadınların; kızkardeşlerin, anaların, kızların eşitlikten ve kadın bağımsızlığından söz etmesi dün de kolay değildi, bugün de! Latife gibi, Duygu gibi öncü kadınlar olmasaydı, ne olurdu halimiz? En azından teorik olarak biliyoruz artık: Kadını özgür olmayan bir toplumun erkeği de özgür olamaz!! *** Lübnan kan ağlıyor!! Başbakan Sinyora, 25. gününe giren saldırılarda 900 kişiyi geçen kayıplarının 1/3'ünün 12 yaşın altında olduğunu bildirdi.. Lübnan'dak...

Gece ve Jazz...

Image
Diana Krall Cry Me a River Written by - Hamilton From - The Look Of Love Now you say you're lonely You cry the long night through Well, you can cry me a river Cry me a river I cried a river over you Now you say you're sorry For being so untrue Well, you can cry me a river Cry me a river I cried a river over you You drove me, nearly drove me, out of my head While you never shed a tear Remember, I remember, all that you said You told me love was too plebeian Told me you were through with me and Now you say you love me Well, just to prove that you do Come on and cry me a river Cry me a river I cried a river over you I cried a river over you I cried a river...over you... Sevgilerimle... e.

A good beginning makes a good ending... II

Image
Hepsini burada yayinlamak pek mumkun olmasa da tatilde cektigim bir dunya resimden bir bolum daha iste karsinizdaa :)) Bir tarafta begonviller bir tarafta beyaz guller, degmeyin keyfime :) Deniz sefasina giderken!!! Su beni inanilmaz rahatlatan bisi!!! Ve, donus yolu iste... Molaaa, caylar sirketten :)

Sarı Gül...

EĞER BİR GÜN ÖLÜRSEM; MEZARIMA GELİP DE "SARI GÜLLER" DİKERSİN... "O DA SARI BİR GÜLDÜ NE ÇABUK SOLDU" DERSİN... Kadının adı artık gerçekten yok... 14 yaşındaydım "kadının adı yok"u ilk elime aldığımda... Erkeklerin, evliliğin ve bebek yapmanın yaşamın tek anlamı ve maksadı olmadığını idrak edebilmişsem... Güzel sanatlarda okurken, bir Aya İrini konserinde izleyicilerden birinin O'nun olduğunu gördüm ve "işte burada" diyerek notalarimin tika basa dolu oldugu okul cantamdan çıkardığım ve yanımdan ayırmadığım "aslında aşk da yok"u imzalattığımda gözlerimin içine nasıl baktığını anımsıyorum, 'senin konserinde birgun gorusmek dileklerimle' yazip imzaladigi kitabini ne heyecanla bitirmistim... Tebessumle, annemin jenerasyonundan bir Türk kadının "cinsellik" kavramını nasıl utanmadan dillendirerek literatürde var edebildiğine inan(a)madan tecrubeleriyle anladim daha o "çocuk" yaşlarda... İnançlarımı savunmayı, ...

A good beginning makes a good ending....

Image
Iyi bir baslangic, iyi bir sonuc getirir dedim ve yasamima yepyeni bir sayfa actim 21.07.2006 tarihinde baslayan tatilimle... Tatil macerama, iste tam burada basladim.. Kediciksiz olmaz :) Hele boyle guzel bisi bulunca resim cektirmeden gecilemezdi... Ceyiz serdik, perde astik, tatli tatli yorulduk, kedicige sevkat gosterdik... iki guzel ankara gunu ve tabiki betusum :) hep mutlu ol e mi, hep yuzun gulsun :)) Hicbir tatilimde bu kadar cok simartildigimi, bu kadar huzur icinde oldugumu hatirlamiyorummmm!! Canim yengem (Vicdan)'in pembe begonvillerinin onunde keyif yapan evrim karsinizda :) Sol kare: egitimci ustadimiz, saygideger ve nam-i deger Tekin Hoca, bem ve kuzen Dilek :) Cilingirciler cok mu belli oluyooor!!! (Fruko tatilimizin sponsorlarindandir :)) Sag kare: Dilek ve bemmmm!! Tatil tayfasi :)) Sn Fatihli fotografci oldugundan katilamadi kareye :) Simdilik bu kadar kiskandirma yeter diye dusundum :) Ancak devami, coming soon...

Tatildeyim :))

Siz bu mesajı okurkene ben sere serpe güneşleniyor olacağım... Velhasıl, 10 gun sureli olarak servis disiyim :)) Döner dönmez fotoğraflarımla kıskandırma çalışmalarım devam edecek.. Sevgilerimle e.

Caz Kenti Byzantium Sokakları...

Caz Festivali'nin geleneği haline gelen Caz Kenti'nde herkes dinlesin diye caz sokağa taşındı. İnsanların, caddelerde daha yoğun bulunduğu saatlerin tercih edilmesi ile yaşamın daha eğlenceli kılınması amaçlanıyor. Caz Festivaline katılan sanatçılar ve grupların İstanbul'umun sokaklrındaki etkinlikleri şu şekilde: FUNK OFF : İstiklal, Tünel Meydanı, Bağdat C. (Nam-ı değer Cadde) BRASSED OFF : Nişantaşı Caddeleri (20.07.2006), Kadıköy Vapur İskelesi (21.07.2006) ve son olarak, CAZ VAPURU , bugün saat 11:00'de Kabataş'dan kalktı ve de tüm boğazı gezerek anadolu hisarında yolculuğunu noktalayacak... Tüm etkinlikleri Caz dinlemekten inanılmaz keyif almama rağmen takip edemesem de onların şehrimde var olduğunu bilmek mutluluk veriyor... Sevgilerimle... e.

Dört Yapraklı Çiçek...

TARİH:15/17/2006... DÜN, İSRAİL SALDIRISINDAN KAÇMAYA ÇALIŞAN 9'U ÇOCUK 18 LÜBNAN'LI YANARAK ÖLDÜ!! Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Oynamamız bundandır. Kara toprakla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Bundandır sevmemiz Kiraz ağaçlarını. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Kardeşliğimiz bundandır Mavi sularla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Bundandır inanamamız Kocaman bombalara. F.H. DAĞLARCA

My baby blog :)

Hey!!!! This blog will be my journal in english. My plan, i'll write some news about anthropology :) I hope every person who read this journal, dairy, whatever, will enjoy it... Nowadays, it's under constraction but i'm gonna finish its settings as soon as possible.. e.