Posts

Tarantino Kimdir?

"Quentin Jerome Tarantino", bilinen ismiyle Quentin Tarantino, yonettigi filmlerdeki uygulamalariyla ozgunlesen ve benim oldukca basarili buldugum bir yonetmen. Bruce'un (cocukluk kahramanim) basrollerden birini oynadigi "SinCity", ayrıca "Rezervuar Kopekleri" ve tabiki "Kill Bill" bence O'nun hakli sohretini pekistiren yapitlar. Iste Japon ve cizgi roman kultur birikimini cektigi her filme yansitan Tarantino hakkinda gerektigi kadar ayrintili ancak kisa bilgiler : Gerçek Adı: Quentin Jerome Tarantino Doğum Yeri: Knoxville Tennessee Doğum Tarihi: 27.03.1963 Onu Ünlü Yapan Ne? Yönetmenlik kariyerinde ayrıca senaristlik yaptığı Rezervuar Köpekleri (1992) ile ünü yakaladı. Ödüllerinden Bazıları: 1992: Catalonian International Film Festival - En iyi yönetmen, Reservoir Dogs 1992: Catalonian International Film Festival - En iyi senaryo, Reservoir Dogs, Roger Avary ile birlikte 1992: Stockholm Film Festivali - Bronz At, Reservoir Dogs...

Sabite'ye notlar:

Bir daha kimsenin bloguyla yamali bohca diye dalga gecmeyecegim :)) Ablama satasmayacagim ve ablami icirmeyecegim. Her GS - FB macindan once iddiaya girecegim. En son mac nelere kadirdi bilsen :D Kep giyme toreninde cubbeyle basket oynayacagim. Doktora boyunca musterih ve sogukkanli olacagim. Beni besleyen kaynaklardan ruhumu yoksun birakmayacagim. Kitabi bitirecegim. Lacin'in kariyer planindan sualti arkeologu olma secenegini cikarmasi icin ikna calismalarina baslayacagim zira annesi acik tehtit ediyor. Closer'i bir daha izleyecegim. Selam ve sevgilerimle. e.

Sineklidag'da Kesanli'nin Destani

Image
Haldun Taner’in yazdigi Yalcin Tura’nin muziklerini besteledigi, Yucel Erten’in yonettigi destan, ilk kez 1964 yilinin Mart ayinda Gulriz Sururi – Engin Cezzar Tiyatrosu tarafindan sahnelenen, sonrasinda bircok kez farkli tiyatrolarin repertuarinda yer alan Turk Tiyatrosu’nun bazi elestirmenlerce "kult" oyunlarindan biridir. Son olarak IBB Sehir Tiyatroları’nda 1987 yilinda sahnelenen Kesanli Ali Destani, 50’li yillarin Turkiyesi’nden bir kesit alirken, bu kentlerin birinin varosu olan Sineklidag’i ve burada yasayan insanlarin oykulerini konu eder. Bu toplumsal peyzajdan bir Turkiye panaromasi cikaran oyun, gundelik hayatin yani sira iktidar, cikar iliskileri ve dolayiminda gelisen olaylara da eglenceli bir yaklasimla deginiyor. "sinekli dağ burası / şehre tepeden bakar / ama şehir uzakta / masallardaki kadar.." Guzel sanatlarda okudugum yillardan, hatta daha da eski Sururi ve Cezzar'in performanslariyla TRT'de ilk defa izledigim ve buyulendigim oyun "b...

Kisisel Bir Ileti

Sevgili gunluk, kisisel yayin organi, herneysen; Seni kisisellestiriyorum; bundan sonra adin "Sabite" bilesin. Selam ve sevgilerimle. e.

ACIL... ACIL... ACIL...

Herkes siber alemde birbirini ebeleye sobeleye dursun, sacma sapan ve dusunmeden, akilsizca, seviyesizce yazilar yazsin ben inatla ayni seylerden bahsetmeye ve sesimi duyurmak icin cabalamaya devam edecegim! Malum aklin yolu bir! Neyse... Muhim bir yazarin dillendirerek kaleme aldigi gibi, mankurtlasiyoruz, hemde tahminimizden cok daha hizli! Bunlari yazmak gerek biryerlere; acil yazmak! Bu, sahit oldugum ve tehlikenin uzaklarda degil, farkinda olmadigimiz kadar dibimizde oldugunu aciklayan bir yasamislik. Isyerine gittim, yer bulma cabasi icine girmeden (hayret!!) tek manevrayla park ettikten sonra isyerimin alt katindaki markete girdim. Kahve, mahve, rengarenk caylarimi aldiktan sonra kasaya geldim. Bir kadin bir on sirada alisverisini hesaplatmaya baslamisti. Sepeti oldukca dolu (ki cok dikkat etmem boyle seylere, genelde dikkatimi ceken kasalarin onundeki ciklet reyonlarindan gozume kestirdigimi inceleyerek "bu sefer hangisini denesem ki" sevinciyle ciklet secmek olur) ka...

Bardagi tasiran damla!

Bir baska aldatilis oykusu ve bir baska aska inancin kaybolus senayosu. Aktor ve Aktriss ayni; bir kadin ve bir adam. Aldatmak neydi, ya da aldatilmak? Gitmek neydi ya da gonderilmek? Nefesinin sen olgunu bilmek neydi? o zaman simdi yasamiyor muydu? Yalan ve yalanin icinde yasamak neydi? Hep ayni silsile-i merasim sekilde gelisen aldat(il)ma oykulerinin kimbilir kacincisini yaziyorum!! Siz "artik hicbir kadina guven(e)mem, inan(a)mam nidalari okurken arkaniza donup bakmadan bir diger kandirmacaya kosmanin kalkanini takiyorsunuz aslinda. Cok ofkeliyim, cok. Her okudugum, duydugum, sahit oldugum oykude nefretim biraz daha artiyor. Yeter ya, yeter! Yeter artik beyler, etrafima zarar vermeyin! Hele "ask"i agziniza alip lutfen kirletmeyin, basitlestirmeyin, cirkinlestirmeyin!

Pazar hissiyati...

Bu sehre ilk geldigimde minicik bir kizdim; yas 6. Kolay mi bumbuyuk bir kenti minicik zeytin gozlerle tahlil etmek?? Iste bu sehre ask, hayranlik, tutku o zaman basladi. Babisimin isaret parmagindan tutarak goturuldugum ilk tiyatro oyunu "Visne Bahceleri*"nden ziyade anlamadigim hicbirsey yoktu bu bumbuyuk dunyanin icinde. Kaybedil(e)meyen ve benim daha o cocuk yaslarda dikkatimi ceken ilk sey, her yone dogru sureklilik arz ederek hareket eden cisimlerin nasil olup da birbirine degmeden yollarini bulduklariydi. Sene 1986 - 2008. Hey gidi gunler hey! Simdi; doganin tekrar canlanmasiyla, eski bir sahil kasabasinda erik agaclarinin cicekleri esliginde denizi seyreyliyorum. Her santimetrekaresine hayran oldugum sehrimin; tarihi, kulturu, sanati, dogayi, denizi, kita(lar)i...nasil bu kadar icinde tasindirdigini, tasmasina ragmen dokulenin yerine nasil bu kadar cabuk yenisinin yerlesebildigini in(a)namadan sindirilyorum. Bu kadehten icmenin dingin sarhosluguyla ufka daliyor gozler...

Brand new thing :)

Yeni adresime hosgeldiniiiiz. Iyi ki geldiniz :) Bir suredir kapanip acilan, sonra over decleration sayfasi seklinde suren sancilarin ardindan, olacagi buydu! Selam ve sevgilerimle. e.

Gölgelerin Gücü Adına...

Gölgeli bir İstanbul akşamı. Hava ayaz mı ayazzzz şarkısı mırıldanırken yağmur çiseleyecek saçlarıma, dışarı çıkmaya göreyim. İşte o an She - ra, ki Princess of Power da derler, edasıyla terk etmeli iş görülen mahali! Hediye kutularına benzeyen dikdörtgen prizma şekliyle her gördüğümde mutlu olduğum tekerlekliye (dublex) ulaşana kadar direnmeli! Sabah güneşli havaya aldanıp düdük gibi çıkılan eve mümkünse anahtarla girilmeli ki, hoca hanım yakalamasın.. Macera devam edecek.. Selam ve sevgilerimle... e.

Sener Bey'den (Sen) "ask" tanimi:

Asik olursun, kosarsin pesinden. O kacar, sen kovalarsin. Tekrar kacar, tekrar kovalarsin. Kac, kovala oyunu icinde birgun o senin oluverir! ininininininin. Sonra; koyarsin eve, oh beee dersin. Kurtulursun asktan! :)) Cok guldum. Bir de kendisinden dinlemeniz lazim tabi, gozunuzde canlandirmaniz cok zor olmasa gerek :)) Selam ve sevgilerimle. e.

Taklitlerimden

sakınınız! Bilen (ya da yaşayan mı demeliyim!!) bilir, benzerler ve taklitler asılları güçlendirerek yaşatır. İş, güç, küçük bir dinleti, kitap.. Bu aralar iyice dağıldım, toparlanmak için zamana ihtiyacım var; yakında yazarım. Selam ve sevgilerimle. e.

TGIF

Thanks God It's Friday!

Bir Bilim Insaninin Mektubu

Sevgili Okuyucu, Her hal-û kâr da ne kadar basit anlaşılabilir ve sağlam bir lojik silsile takip edilerek yazılmış bir analiz ve sonrasında üretilen zorunlu davranış kararı..... Selam & Sevgilerimle.... Yüksek Öğretim Kurulu'nun (YÖK) boş bulunan üyeliklerinden birine yer bilimci Prof. Dr. Celal Şengör aday gösterildi. Şengör de kendisini aday gösteren Üniversitelerarası Kurul'un 219 üyesine birden şok bir mektup gönderdi. Şengör'ün akıllara durgunluk verecek ifadeler kullandığı mektubu Radikal yazarı İsmet Berkan köşesine taşıdı. Berkan, YÖK üyeliğini atanmak için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayını bekleyen Şengör'ün mektubunu 'Bu mektuba ne diyeceğimi gerçekten ben de bilemiyorum. Nutkum tutuldu desem yeridir' sözleriyle yorumladı. İşte o mektup: 'Temsilciniz olmamı isteyerek bana verdiğiniz şerefin her türlü sevinç ve tatmin hissinin üzerinde olduğunu belirtmiş, bunun yaşamımda bana verilen en büyük mükafat olduğunu arzetmiştim. Bunu çok zor bi...

Suursuz Pazar; Garden in the rain

Disarda kar olunca, Birakalim, orda burda millet birbirini yesin; Birileri Avustralya'daki Aborjin katliyamindan neredeyse 100 yil sonra "sorry" desin, Birileri sarki soylerken "yanimdaki kiza bakti" diye "topugundan" vurulsun, Birileri "laikligin asil teminati benim" diye milletin gelmisine gecmisine sovmekten beter etsin, Birileri de Bayrampasa'da orda burda monotoflar firlatarak cop konternerlarini devirsin! Gundeme soyle bir bakmam butun gun yaptigim islerin ne akillica oldugunu dusundurdu. Babisin hocahanimi sanat danismani ilan etmesi de ayri bir vaka tabi. Incelenmeli! Velhasil; Diana "Garden in the rain" esliginde "tek sayfalik teklif" seansiyla eszamanli olarak kromatik flut egzersizleri ardindan; Besame Mucho, Prince Igor, Roxanne, Caruso...kulliyen olan bu sacmaliklar icinde oldukca anlamli geliverdi. Ve pazar, cay bardaginda olan ihlamurun sarap rengi sakinliginde artik. Guzel bir hafta gecsin yine; gecen h...

Pijamali Haller - 1

Bolum Oynunculari : Baki Bey : 68 yasinda (masallah), biraz isitme problemi var, iletisim araclarini max. vol.'de dinleyerek ev ahalisini cilgila ceviren emekli burokrat. Hoca Hanim : Baki Bey'in 40 yillik emekli ilkokul ogretmeni esi. Vaziyet tahlili : Hocahanim ve minik kizinin cumartesi Taxim'de fink atma planinin hava muhalefeti dolayisiyla suya dusmesi. Senaryo : Hocahanim : Evrim'cigim, bugun hicbiryere gidemeyiz disarisi bembeyaz ve kar tipi seklinde yagiyor. Evrim : Iyi, ben tek giderim. Canta almam lazim, biliyosun. Baki Bey : Ne? Hocahanim : (Ses tonu hafif gurleyerek:))Evrim'le Taksim'e gidecektik de, gidemeyecgiz, ben cikamam, o yalniz gitsin. Baki Bey : Ne ilani? Hocahanim : (ve cresendo hafiften hissedilerek) Taksime gidecektik kizla, yuruyemem diye ben gidemiyorum, Evrim yalniz gidecek, isi varmis. Baki Bey : Ilani nereye vereceksiniz? Hacahanim : (Hakikaten sabirli, artik Accresendo vaziyeti bariz) Kizla gidecektik, ben gitmeyecegim. Onu d...

"Deli"

Guzel olmus. Aferin Morcivertlere. e.

Dogmamis kizima...

Yuregimin uc kosesi yangin yeri; Geceler artik lacivert elisi kagidi gibi degil. Hep anlatiyorum, anlatacagim; Ulkem, ilkem, inanclarimin ardinda dimdik durdugum safligim nereye gidiyor cok belli. Ben degil miyim ki inanclarimla tum parcalarimi, yasamimi yitirmeyi goze aldigim ancak hala uslanmadigim; devam etmekte direndigim, bildigin, izlendigin, susturdugun, belki de icine attigin arada gulumseyerek cikarip baktigin. Bunlari dusunurken sen, ben vatan millet meselelerine dalayim; ne biraktigimi, nelerden vazgectigimin idrakiyle haykirmaliyim ezbere bildigin sufleyi: Canim kizim, Belki sacli dogarsin kimbilir belki de disli, Ancak nasil dogarsan dog, seni cok ama cok sevecegimi biliyorum. En guzel ozgurlukleri verecegim sana; hicbir kotuluk, yalan, ihanet gormeyeceksin. Sevgilerde buyuyceksin kizim, zihinleri ortulen akranlarinin yaninda adina "devrim" diyecekler. Cogalacaksin; bileceksin bugulu gozlerinde kalabaligin apaydinlik sokaklar oldugunu, Siirler okunacak adina, cic...

09 Subat 2008

Ulu Onder Mustafa Kemal Ataturk ve silah arkadaslarinin devrimleriyle kurduklari Turkiye Cumhuruyeti goz gore gore satilmistir. Bugun siyasi bir simge olan turbani; Meclis'e, universitelere, devlet dairelerine sokanlar, yarin bu devletin topraklarini siyasi cikar ugruna gozden cikarabilecek suursuzluga sahiptir! Ulkemizde 14 bin genc issizdir! Ekonomi her an yeni bir darbeye maruz kalabilecek, pamuk ipligine bagli dengelerde durmaktadir! Dogu ve Guneydogu Anadolu'da yasayan vatandaslarimiz teror tehtidiyle yasamaktadir! Siyasi istikrarsizliklar sonucu bati blogu ulkelerin masasi haline getirilen ulkemizde 8 Subat 2008 tarihi itibariyle kabul edilen turban yasasi; siyasi ve stratejik bir manevradir! Kiniyorum!!

Sivas'93

Image
Yazan - Yöneten : Genco Erkal Müzik : Fazıl Say Oyuncular : Genco Erkal, Meral Çetinkaya, Yiğit Tuncay, Nilgün Karababa, Murat Tüzün, Çağatay Mıdıkhan, Saliha Şirvan Akan. Muammer Karaca Tiyatrosu : 212 252 5935 Hiçbir şey eyleme geçen cehalet kadar korkutucu olamaz!

Ask... Yani Ates...

Efrasiyab : "Ne zamandı kalbim taş kesilmişti, kaybetmiştim ama inanıyordum bu sistem yanlıştı, eğriydi, kötüydü, ve bu sistemde kaybetmek belki de olabilecek en güzel şeydi. Çünkü aşkın hatrı yanlışın parçası olmaya izin vermiyordu. Madem ki her seçim bir vazgeçişti, aşkı seçmek demek, mutluluktan vazgeçmek demekti. O halde mutlu aşk olamazdı…"* demis. *http://carklar.blogspot.com/2008/01/ak-yani-ate.html Sevgi ve huzurlu ruyalar dileklerimle... e.