Posts

Cumhuriyetimizin 85. Yili...

Cumhuriyet Balosunda bugun tanistigim Bilim Kadini, Arsiv Arastirmacisi, 26 yildir Mustafa Kemal Ataturk'u arsivlerden irdeleyen Profesor Ilknur Gunturk'un Cumhuriyet Bayrami kutlamalarimiza istinaden verdigi konferanstan bir anektodu sizlerle de paylasmak isterim: Turkiye'nin degisik kentlerinde konferanslar veren Profesor Gunturk bir Ankara Konferansinda Isvec Buyukelcisiyle tanisir. Buyukelci "Bizlerin 'Ataturk gibi dusun!' deyimini sizin anlattiklarinizdan sonra simdi daha iyi anliyorum" der. Isvec'te cozulmesi zor problem ya da olaylarin cozume giden yolda "Ataturk gibi dusun!" denirmis... Ataturk hic supesiz sadece bu asrin degil, Dunya Tarihinde gelmis gecmis en buyuk liderdir! Bilinen bu bu gercekligi icine sindiren bir "Cumhuriyet Cocugu" olarak hepimizin en buyuk bayrami "Cumhuriyet"i kutlarim... Saygi ve sevgilerimle...

Being fit for "Go red for women!" campain

Image
Degerli okuyucu, Kalbini sev kirmizi giy! kampanyasi icin Selcuk'un gayretlerinden ovguyle soz etmeliyim. Cocukcagiz neredeyse animasyon yapti gonderdi.. Saolsun, sahsim ve kurumum adina tesekkur ederim.. Geri kalniniza ise yeni yili bekledigimi vurgulamadan gecemeyecegim.. 31 Aralik'08 tarihi itibariyle kirmizi piyasasi tavana vuruyorken gorurum hepinizi!

Yarenlik:

Ne kahraman, ne cesur, ne guzel cocuklardik...

With Eluisa in Istanbul! :)

E.... nerde? Daga kaçtı!

Teror laneti!

"Hakkâri’de 15 askerin şehit olduğu terörist saldırı tüm yurtta kınandı." "ABD’nin Ankara Büyükelçiliği de yaptığı açıklamada, ABD Başkanı George W. Bush’un, terör örgütü PKK’yı ABD, Türkiye ve Irak’ın ortak düşmanı olarak nitelendirdiğini hatırlatarak, ABD’nin saldırıyı şiddetle kınadığını bildirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa ve Avrasya İşleri’nden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Matt Bryza da şunları söyledi: “ABD olarak saldırıyı kınıyoruz. Yasınızı paylaşıyoruz. PKK, Amerika, Türkiye ve Irak’ın ortak düşmanıdır.”" (Milliyet Gazetesi; 05 Ekim 2008) 15 ocaga dusen atesin hesabini ve asagidaki sorularin cevabini kim verecek? 1. Sehit dusen ve suan hastahanelerde caniyla mucadele eden Mehmetciklerin hangisi a. Milletvekili b. Bakan c. Basbakan ve/veya Cumhurbaskani cocugudur? 2. SIkmabas mucadelesi veren "tepe"miz dis politikada ne kadar basarilidir? Kuzey Irak'ta Mehmetcige atilan kursunlar PKK'yi destekleyen ABD "tepe"lerince gonde...

Kategorizelesemedim...

Bayram tatilinde dusundum; ben ne yapiyorum? Hani insan bazen dusunur ya, bu aslinda kisinin kendini felsefelemesidir, hayatin neresindeyim? Neyim var? Neyim yok? Neden yok? Neyim eksik? Neyim fazla?... gibi uzayabilen bir listeyle basbasa kaldim. Yapilan bircok seyin yaninda psikologum dahil aurama gire(bile)n herkesin ortak paydada bulustugu sey: bitip tukenmek bilmeyen mucadele enerjim.. Eski arkadaslarin guzide bulusma noktasi feysbuk denilen "data araklama sitesi"nde arkadaslarimin bulundugu ve gordugum kategorileri asagida ilginize sunarim. Isin garibi ben kendimi bu kategorilerin hicbiryerine sigdiramadim ve bu nedenledir ki herkes bayram mutlamasinda ben Darwin'den habersiz Evrim felsefesindeydim... Buyrun sayalim: -Bekarlar -Evliler -Evli ve cocuklular -Issizler -Is guc sahibi olanlar -Is guc sahibi olanlarin yaninda calisanlar -Yurt disina kacanlar -Yurt icinde isini yap(a)mayanlar -Ozel zevkleri is edinenler -Sanatcilar: Enstruman virtiozleri, tiyatrocu ve sark...

Mutlu Bayramlar!!

Image
Mutlu ve güzel bir bayram geçirmeniz dileklerimle.. Sevgiler, e.

Go red for women!

Image
Dünya Kalp Günü: 28 Eylül 2008 " Kalbini sev, kırmızı giy! " kampanyasına sizler de kırmızı giyerek katılın. Selam ve sevgilerimle..

Somewhere over the rainbow series: Bodrum!

Image
Bodrum: Bir sevgiliydi adeta; sonbaharin durusunda yesilin ve mavinin en derin tonlarindaydi. Kirpiklerimde istemeden ve birden beliren cig tanesi esliginde perisan oldum. Cok ozlemisim Bodrum'u; anisi olan her kaldirim tasini, ruyayi, isligi, sarkiyi, kahkahayi ve hatta ustune 'Bodrum' yazilip satilan her uyduruk nesneyi.. Epi topu bu kadar mi yazacaktim? Tabiki hayir.. Yazacaklarimi yedim arkadaslar.. Buyrun keyifli birkac fotografla mutlanin... Sevgi ve selamlarimla..

Yuz yuze

Ne guzel bir gune baslamistim halbuki. Ne umutlu, ne gunesli.. Internetin kurdu olduk ya, o ve ben kare pantolonla yildiz gibiyiz, sabah sallana sallana vardigim ok atilan meydanda ilk eylem; kahve ve web gazete. Bugun gazeteleri bir umutla karistirdim nedense, tik oraya tik buraya derken karsima cikan haberle irkildim; tekrar ve sahsen: "Hatay'da kan davsinda oldurulen kisi hayatini kaybederken katil zanlisi araniyor" Yine icim ezildi, yine sucladim en basta kendimi; neden ya neden? Neden hala kadinlar olduresiye dovuluyor? Neden kan davasi ilkelliginde hadiseleri okuyoruz mansetten? Neden tatminsizligimizi ezebildiklerimize aci vererek cikariyoruz? Neden kirsaldaki kadin, kentteki adam silik/ezik? Neden her bes kisiden biri aile birligine son veriyor? Neden yozlasiyoruz? ya da neden yozlasamayacak kadar yozuz? Meslek hastaligi bu, Yuzbasi Selahattin'in Romani(Ilhan Selcuk)'ndakilerin gercek oldugunu gormek istemiyorum. Etrafimdaki insanlara inanclari...

Somewhere over the rainbow series: City of Munich

Image
Sonunda dondum.. Gordugum en sirin ve eglenceli Avrupa sehirlerinden biriydi. BMW muzesi ayri bir kategori tabi.. Arabalar inanilmaz.. Icinizden buyuyunce Otomobil tasarimcisi olmak gelebilir :))Tarim ve hayvancilikla kalkinan bir kent goruntusu verebilir, aldanmayin... 30 bin kisilik kongre kentcigi, yolda gordugunuz Audiler ve BMW muzesi Munih'in bal gibi bir sanayi sehri oldugunu anlatir. Galerilerdeki sifir Audi'ler 4.000 Euro'dan basliyor!!! Ekip delirdi, gormeliydiniz... Resimlere gecmeden eklemek istedigim birkac not: - Neredeyse herkes bisikletle geziyor. Takim elbiseli ve bisiklet suren insanlara rastlamak oldukca sevimliydi. - Kalabalik bir sehir (Nufus soylenilene gore neredeyse 7 milyon) ancak trafik yok denecek kadar az! Heryere yesillik, ova, delta, aluvyon icinden gecip gidiyorsun... Bildigin Amazon! - Sehrin icinden gecen nehirde windsurf yapma imkani var!!! Teknoloji boyle birsey olsa gerek!!!! Yapay ruzgari bilemem ama nehrin goruntusu "mehtaba daldim...

Call me irresponsible, yeah!!!

Bir post yazasım var gibi. Ona buna laf yetiştirip fink atmaktan yazamıyor muyum? "Her işe yetişebilmem için günlerin 48 saat olması gerekir" diyenlere Bruce gibi gülerek "zaman yönetimi kavramından haberin yok demek güzelim" diyenlerdenim. Zaman yönetimi elimdeki oyuncak ya hahahaha! "Zamansızlık nedenli bahanelerle karşınıza çıkmıyorum, içimdekinin dürtüklemesini bekliyorum" diyorum. Yaz(a)mayıp geçiştirmiyorum, kısaca; yazmadan geçiyorum.. "Tüm tezgahları gezeyim (senden iyisini bulursam işim olmaz ama bulamazsam senle yetineceğiz artık!!)dönüşte uğrarım" diyorsun ya!! (Bak seeeeeen! Satates radio station repliği taklidi yapasım geldi, senli benli olma hadisesi!!) Dönüşte beklerim. Son tahlilde: "Call me irresponsible, yeah!!!" sebeb-i ziyaretleri.. Selam&sevgi Somurtuk Squit!

Acele var, telaş yok!

Jazz, Delicious, An amazing city of two continents: Istanbul..

Image
Sakıp Sabancı Müzesinde müzik ile müze gezisini pazar kahvaltılarında buluşturan “Kahvaltıda Caz” konserleri... Altı yıldır yaz aylarında Sabancı Müzesinin bahçesini benzersiz bir konser mekânına dönüştüren “Kahvaltıda Caz”, katılımcılarını nitelikli caz konserleri, tanınmış simaların kendi arşivlerinden sundukları caz dinletileri, sürprizler, mükellef kahvaltı sofraları ve ücretsiz müze ziyaretleriyle ağırlıyor. 20 Temmuz - 17 Ağustos arası her pazar saat 11.00-14.30 arası düzenlenecek “Kahvaltıda Caz”da bu yıl da Türkiye’den ve yurtdışından sevilen sanatçılar sahneye çıkiyor. Sakıp Sabancı Müzesi, Emirgân Atlı Köşk’te düzenlenecek “Kahvaltıda Caz” konserlerinin biletleri Biletix’ten ve SSM ana gişeden temin edilebilir. Mutlu pazarlar; selamlar, sevgiler.... e.

Piercing!

The Rock Climbing

Image

There you go!!

Image
What kind of SP character are you?

New York Borsası

atmosferi.... hunter - dido Coffeé please!

Sunday stuff..

Sunday - Molly Johnson Gozlerimin karasinda kaybolan huzun, Paul Celan'in olumsuz gunesinde Mario Lozi'nin golgedeki son temmuz sabahini adarken yalnizliga, 'yillardan herneyse' diyorum bir not duserek hafizama: Donuk bakislarda mutlulugun hancerini kaldirma! Sakin, saki, sa, s... Yirmi sekiz senede bu kucucuk bedene neleri mi sigdirdim? "yolun yarisina sigdirdigin senaryolarin satir aralari kadar aski!" "Ask herseydir, hersey ask icindir" diyip geciyorum Balzac'i hatirlayarak: Ask, gozlerle konusma sanatidir, kisiler arasi kolelesmedir.. Dedim ya, hersey ask icindi: dolu dizgin delirten, suursuzlastiran, kanitli isyaniydi koleligin, keske diyorum; anlayabilseydin... Simdi gorebiliyorum ancak yirmi sekizindeki kucucuk bedenimle, Istanbul'un uzak bir yerinde.. Ve yeni bir Munih gecsinde, soruyorum yalnizliga: Ilhan mi Cansever mi yoksa Sureyya miydi bende biraktigin tutkularina tanik olan? Ve yeniden dillendiriyorum: unuttum nasildi (y/h)uzun?...