Posts

29.08.2006...

Kaybolmuş zamanların son anları, Aylardan Eylül yanıbaşımda... Aklımda Wilfred A. Peterson'un dizeleri: "Beni yavaşlat Tanrım! lakin son nefeslerim olacak bu soluduğum, Yüreğimin atışlarını düşüncemin sakinliğine rahatlat. Zamanın sonsuz görüntüsüyle hızımı azalt!. Bana, güncel kargaşanın ortasında, Tepelerin ölümsüz sakinliğini ver." "Yavaşlat beni Tan­rım! Bana ilham ver. Köklerimi, yaşamın katlanı­lan değerler toprağının derinliğine gön­dermek, Kaderimdeki yıldızla­ra doğru -daha çok- Büyüyebilmek için, Yaşamımın devamlılığı için... Yavaşlat beni Tanrım! e.

Yüksek yüksek tepelere....

Image
03.Eylül.2006/Pazar Betüşümmmm, gelinimmm, herbişeyim... İbocumm, eniştemm, laptop tamircimmm, yeğenlerimin babişi.... Hep sağlıklı ve mutlu olun, hep yüzünüz gülsün, aşkınız bir ömür boyunca hiç eksilmeden, artarak toprağınıza tutunsun.... Sizi seviyorummmm... e.

Sinem-Onur Evlendiler.... :)

Image
Kuzen Onur evlendi nihayeth!!! Gelini (Sinem) aldık, düğüne giderken Çeşme otobanında :) İşte aile eşrafı efenim... Ve bendenizzz... Sinem ve Onur'a mutluluklar dilerizzzzz... Sevgilerimle.. e.

Yalnızlık...

Image
Şayet; * Mesai saatlerinin uzamasını istiyorsan... * Akşamları evde yalnız olacağını bildiğin için işyerine taşınmayı düşünüyorsan... * Hem günde 11 saat çalışır (haftanın 6 günü) hem de akademik eğitimime devam ederim fikrine sıcak bakmaya başladıysan... * Sinemada utana sıkıla tek bilet alıyorsan... * En yakın arkadaşların artık bireysel değilde iki kişi şeklinde konuşurken sen sadece kendi gelecek planlarından bahsediyorsan... * Gözlerin ufka dalıp gidiyorsa zaman zaman... * Smooth Jazz dinlemek yaşamınım olmazsa olmaz parçalarından biri oluvermişse... * Arkadaşlarının eşleri/sevgilileri seni eve bırakmaya başladıysa... * Her bebek gördüğünde gözlerin doluyorsa... * İşyerinde terfi etmişsen... * "Beni çalışmak kurtarır" gibi bir hayat felsefesini yaşamıda var etmeye başlamışsan... * Bitiremediğin franboazlı pastanın yarısı tabağında kalıyorsa.. * Mug kolleksiyonuna eklediğin yeni parçaları tek olarak almaya başladıysan... * Tatil programını yalnız yapma cesaretini gösterem...

Brodway'den Byzantium'a Müzikaller...

Dormen yine yaptı yapacağını... Lise dönemlerimde West Side Story'den Cats'e, The Wall'dan Hair, Pahantom of the Opera, Kantocu, Evita, Hisseli Harikalar Kumpanyası ve tabiki Lüküs Hayat'a amatör olarak ilgilendiğim müzikaller Haldun Hoca'nın yaratıcılığıyla tekrar vücut buluyor... Duyumlarıma göre ekibi kurmuş çalışmalara başlamışlar bile.. Çok kıskandım.. :) Süper işler çıkaracaklarına eminim... Akıllara zarar :) Mırıldanmadan geçemeyeceğim: Hisseli harikalar kumpanyası açıyor perdesini açıyor, Harikalar dünyası burası herkese neşe saçıyoor... ve tabiki Anita'nın hüzün dolu solosu: i have a love and it's all that i have right or wrong what else can i do... i love him, i'm his and everything he is, i am too... West Side Story'den... Gözünüz Dormen Sahnesinde olsun efendim... Sevgilerimle... e.

Coffee Break :)

Image
Heeey!! Merabalar... Isyerindeki inanilmaz yogunluk nedeni ile bloguma pek ilgi gosteremiyorum son gunlerde.. Istiyorum ama zamansizlik yuzunden bisi yapamiyorum... Bu arada cok fazla kisinin bu blogu okudugunu farkettim... Gecenlerde kuzenlerimden biri tel konustuk, adresi pek kimseye soylemesem de herkes bulmus, okumus :)Begenilerini ileten herkese ictenlikle tesekkurlerimi sunuyorum... Saolsunlar... Elestiren olmadi henuz ancak elestirilere de acigiz efenim...Ben sadece icimden gecenleri yaziyorum... Hepsi bu :)) 12 Agustosta STS sinavi ile birlikte yeni donem basliyor benim icin, blog acisindan uzunca bir 'coffee break' veriyorum yani sizin anlayacaginiz :) ama toparlayip en kisa zamanda, firsat bulunca mutlaka hem "anthropological journal"ima hem de "laleleri seven kadinin yazilari"na karalayacagim :))15 gundur izinsiz calisan biri olarak sanki tatile hic gitmemis gibiyiiiimmm.. Hava fecahat sicak... Bu arada, Kuba meselesi vatan millet sorunu oldu :)) ...

evrim'in kaleminden...

İpek Çalışlar'ın Latife Hanım adlı kitabından daha önce bahsetmıştim.. Dün gece, onu okurken Duygu ASENA'ya yapılan haksızlıkları düşündüm, yazdığı gazetelerden "medya patronlarının işlerine gelmediği için" nasıl kovulduğunu, daha sonra yurdumda hala var olan töre cinayetlerini, kendi ahlaksızlıklarını her zaman yanında yöresinde var olan kadınlara fatura olarak çıkararak kapatmaya çalışan erkekleri; kocaları, babaları, ağabeyleri... Erkek egemen bir kültürün içinde var olmaya çabalayan kadınların; kızkardeşlerin, anaların, kızların eşitlikten ve kadın bağımsızlığından söz etmesi dün de kolay değildi, bugün de! Latife gibi, Duygu gibi öncü kadınlar olmasaydı, ne olurdu halimiz? En azından teorik olarak biliyoruz artık: Kadını özgür olmayan bir toplumun erkeği de özgür olamaz!! *** Lübnan kan ağlıyor!! Başbakan Sinyora, 25. gününe giren saldırılarda 900 kişiyi geçen kayıplarının 1/3'ünün 12 yaşın altında olduğunu bildirdi.. Lübnan'dak...

Gece ve Jazz...

Image
Diana Krall Cry Me a River Written by - Hamilton From - The Look Of Love Now you say you're lonely You cry the long night through Well, you can cry me a river Cry me a river I cried a river over you Now you say you're sorry For being so untrue Well, you can cry me a river Cry me a river I cried a river over you You drove me, nearly drove me, out of my head While you never shed a tear Remember, I remember, all that you said You told me love was too plebeian Told me you were through with me and Now you say you love me Well, just to prove that you do Come on and cry me a river Cry me a river I cried a river over you I cried a river over you I cried a river...over you... Sevgilerimle... e.

A good beginning makes a good ending... II

Image
Hepsini burada yayinlamak pek mumkun olmasa da tatilde cektigim bir dunya resimden bir bolum daha iste karsinizdaa :)) Bir tarafta begonviller bir tarafta beyaz guller, degmeyin keyfime :) Deniz sefasina giderken!!! Su beni inanilmaz rahatlatan bisi!!! Ve, donus yolu iste... Molaaa, caylar sirketten :)

Sarı Gül...

EĞER BİR GÜN ÖLÜRSEM; MEZARIMA GELİP DE "SARI GÜLLER" DİKERSİN... "O DA SARI BİR GÜLDÜ NE ÇABUK SOLDU" DERSİN... Kadının adı artık gerçekten yok... 14 yaşındaydım "kadının adı yok"u ilk elime aldığımda... Erkeklerin, evliliğin ve bebek yapmanın yaşamın tek anlamı ve maksadı olmadığını idrak edebilmişsem... Güzel sanatlarda okurken, bir Aya İrini konserinde izleyicilerden birinin O'nun olduğunu gördüm ve "işte burada" diyerek notalarimin tika basa dolu oldugu okul cantamdan çıkardığım ve yanımdan ayırmadığım "aslında aşk da yok"u imzalattığımda gözlerimin içine nasıl baktığını anımsıyorum, 'senin konserinde birgun gorusmek dileklerimle' yazip imzaladigi kitabini ne heyecanla bitirmistim... Tebessumle, annemin jenerasyonundan bir Türk kadının "cinsellik" kavramını nasıl utanmadan dillendirerek literatürde var edebildiğine inan(a)madan tecrubeleriyle anladim daha o "çocuk" yaşlarda... İnançlarımı savunmayı, ...

A good beginning makes a good ending....

Image
Iyi bir baslangic, iyi bir sonuc getirir dedim ve yasamima yepyeni bir sayfa actim 21.07.2006 tarihinde baslayan tatilimle... Tatil macerama, iste tam burada basladim.. Kediciksiz olmaz :) Hele boyle guzel bisi bulunca resim cektirmeden gecilemezdi... Ceyiz serdik, perde astik, tatli tatli yorulduk, kedicige sevkat gosterdik... iki guzel ankara gunu ve tabiki betusum :) hep mutlu ol e mi, hep yuzun gulsun :)) Hicbir tatilimde bu kadar cok simartildigimi, bu kadar huzur icinde oldugumu hatirlamiyorummmm!! Canim yengem (Vicdan)'in pembe begonvillerinin onunde keyif yapan evrim karsinizda :) Sol kare: egitimci ustadimiz, saygideger ve nam-i deger Tekin Hoca, bem ve kuzen Dilek :) Cilingirciler cok mu belli oluyooor!!! (Fruko tatilimizin sponsorlarindandir :)) Sag kare: Dilek ve bemmmm!! Tatil tayfasi :)) Sn Fatihli fotografci oldugundan katilamadi kareye :) Simdilik bu kadar kiskandirma yeter diye dusundum :) Ancak devami, coming soon...

Tatildeyim :))

Siz bu mesajı okurkene ben sere serpe güneşleniyor olacağım... Velhasıl, 10 gun sureli olarak servis disiyim :)) Döner dönmez fotoğraflarımla kıskandırma çalışmalarım devam edecek.. Sevgilerimle e.

Caz Kenti Byzantium Sokakları...

Caz Festivali'nin geleneği haline gelen Caz Kenti'nde herkes dinlesin diye caz sokağa taşındı. İnsanların, caddelerde daha yoğun bulunduğu saatlerin tercih edilmesi ile yaşamın daha eğlenceli kılınması amaçlanıyor. Caz Festivaline katılan sanatçılar ve grupların İstanbul'umun sokaklrındaki etkinlikleri şu şekilde: FUNK OFF : İstiklal, Tünel Meydanı, Bağdat C. (Nam-ı değer Cadde) BRASSED OFF : Nişantaşı Caddeleri (20.07.2006), Kadıköy Vapur İskelesi (21.07.2006) ve son olarak, CAZ VAPURU , bugün saat 11:00'de Kabataş'dan kalktı ve de tüm boğazı gezerek anadolu hisarında yolculuğunu noktalayacak... Tüm etkinlikleri Caz dinlemekten inanılmaz keyif almama rağmen takip edemesem de onların şehrimde var olduğunu bilmek mutluluk veriyor... Sevgilerimle... e.

Dört Yapraklı Çiçek...

TARİH:15/17/2006... DÜN, İSRAİL SALDIRISINDAN KAÇMAYA ÇALIŞAN 9'U ÇOCUK 18 LÜBNAN'LI YANARAK ÖLDÜ!! Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Oynamamız bundandır. Kara toprakla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Bundandır sevmemiz Kiraz ağaçlarını. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Kardeşliğimiz bundandır Mavi sularla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Bundandır inanamamız Kocaman bombalara. F.H. DAĞLARCA

My baby blog :)

Hey!!!! This blog will be my journal in english. My plan, i'll write some news about anthropology :) I hope every person who read this journal, dairy, whatever, will enjoy it... Nowadays, it's under constraction but i'm gonna finish its settings as soon as possible.. e.

Dünya Kupası..

İtalyan arkadaşları kutluyor, başarılarının devamını diliyorum... ps. böylece abimin yaz yaz diye söylendiği Dünya Kupası hakkında da iki kelam laf etmiş olduk! Ama Fransa'nın kazanamadığına sevindim...! Sevgilerimle e.

Siyah uzun saçlı, iri siyah gözlü kadın...

Image
Uzun siyah saçlı kadın yosunlu yamacın üzerinde iri siyah gözlerinden süzülen yaşlarıyla semanın doğuşunu bekleyerek sabahın körpe çiçeklerini sular gecenin ıssız çığlıklarında.. Dün gece, ay uykuların derinliğinde süzülürken geçmiş zaman resimleri suların üzerinde "aşk ve nefretin" izdüşümüne dönüştü.İri siyah gözlü, uzun siyah saçlı kadın, doğan güneşle açılacak sayfalarda, erkeğin inatçı ve boyun eğmez tavrını düşündü hırçınlaşarak, oysa sevginin ormanından K. Krolow'un ağıtlarıyla yaz uykularından kaçıyordu sadece... O iç çekişmeler mevsimi, o yalnızlık, o terk ediliş yılları... Aşk bir tanrıçaydı, çılgın ve klostrofobik. Kadın kendini çoktan kuşatmış olan nefretin ateşiyle düşündü inatçı ve kibirli lanet adamı...Çocuklar, tenhalarda eşzamanlı büyüyordu uykularında, yaşlı yürekler ise uçurtmaları altında gecenin büyüsuyle Olympos'ta gençlik ateşi yakıyorlardı. Kadın sonbahar yağmurlarının gelişini diledi, yeniden bir romanın primadonnası olmayı ya da... Zaten aşkı...

Günaydın Türkiye'm...

Image
Ülkemin gerçeklerinden biri daha... Bu resim Danıştay saldırısından hemen sonra çekilmiştir. Henüz yeni gördüğüm bu resmi blogda da yayınlamak istedim. Sözkonusu resimde sedyede yatan saldırıya uğrayan hakimlerden biri.. ve ayakkabılarına bakar mısınız? Vatanımım hukuk sistemine sahip çıkan, aydın ve mesleğinde en başarılı noktalardan birine gelen bir hukuk adamının şu resimle ne kadar gelirinin olduğunu anlamak pek zor olmasa gerek... Günaydın Türkiye'm... p.s. Bugünkü Cumhuriyet'te yayımlanan bir karikatürün yazı kısmını da eklemek isterim; "Sabredecek, açık vermeyecek, yargı kademelerinde en üst seviyelere yükselmek için çalışacaksınız" F. Gülen 04.09.2000 İrkilmemek elde değil...

Kedi Milleti...

2006'nın ilk aylarında yayımlanan Türkiye kedi raporuna göre tekir kediler ezilmekten ve dışlanmaktan şikayetçilermiş. Sokakların kendilerine ait olduğunu iddia eden tekirler siyam ve ankara kedilerinin evden çıkmamaları gerektiğini, yoksa gerek kabarma gerekse cırmık atma yoluyla diğer kedilere sokakları dar edeceklerini açıkladılar. Kediler arasında elitist!!!! tavırlarıyla dikkat çeken ankara kedileri siyam kedilerinin siyam'a van kedilerinin de van'a geri yollanması gerektiğini öngören bir deklarasyon yayınladılar. Ankara kedilerinin elebaşı "düka recep" : "ankara, ankara kedilerinindir, hatta İstanbul da ankara kedilerinindir" dedi. Siyam kedileri, yüzyıllardır uyum içerisinde yaşadıkları bu topraklardan atılmalarına bir anlam veremediklerini ve amerikan kedileri ile görüşerek lobi çalışmalarına başlayacaklarını belirtti. Van kedileri ise sosyal adaletsizlikten yakınarak ankara kedilerini eleştirdiler. Türkiye Van Kedileri Derneği, eşit mamalı ve kö...

Sevgileri Yarınlara Bıraktınız...

Image
Bir adamın örselediği ve var olmasına izin ver(e)mediği tutkularım mavi bir tan ağartısıyla düşlerime süzülen tek bir mum ateşinde vücut buluyor. Bütün parçalanmışlıklarım ve yıpranmışlıklarım tek bir kağıt üzerinde öylesine atılan imzalarla anlamlandırıldı. Artık hangi yalan umutlandırabilir aklıma 120 gece boyunca nakşettiklerimi ya da her ne varsa artık geleceğe dair büyüttüklerimi! Onca zaman geçti, aylar belki de farkındalığımızın dışındaki yıllar... Sonunda eliyle ellere verdiği klostrofobik rüyaları içine O'nsuz nefes alamayacağını söylediği kadını da ekledi... sevgileri ekledi.. tutkuları ekledi... ve en sonuna kendini ekledi labirentinin en karanlık odasında "dik" durabildiğine inandığı tavrıyla... ve... şair başlar 1970'den gelen kısık sesiyle.. sevgileri yarınlara bıraktınız çekingen, tutuk, saygılı bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi kalbinizi dolduran duygul...