Posts

Tatildeyim :))

Siz bu mesajı okurkene ben sere serpe güneşleniyor olacağım... Velhasıl, 10 gun sureli olarak servis disiyim :)) Döner dönmez fotoğraflarımla kıskandırma çalışmalarım devam edecek.. Sevgilerimle e.

Caz Kenti Byzantium Sokakları...

Caz Festivali'nin geleneği haline gelen Caz Kenti'nde herkes dinlesin diye caz sokağa taşındı. İnsanların, caddelerde daha yoğun bulunduğu saatlerin tercih edilmesi ile yaşamın daha eğlenceli kılınması amaçlanıyor. Caz Festivaline katılan sanatçılar ve grupların İstanbul'umun sokaklrındaki etkinlikleri şu şekilde: FUNK OFF : İstiklal, Tünel Meydanı, Bağdat C. (Nam-ı değer Cadde) BRASSED OFF : Nişantaşı Caddeleri (20.07.2006), Kadıköy Vapur İskelesi (21.07.2006) ve son olarak, CAZ VAPURU , bugün saat 11:00'de Kabataş'dan kalktı ve de tüm boğazı gezerek anadolu hisarında yolculuğunu noktalayacak... Tüm etkinlikleri Caz dinlemekten inanılmaz keyif almama rağmen takip edemesem de onların şehrimde var olduğunu bilmek mutluluk veriyor... Sevgilerimle... e.

Dört Yapraklı Çiçek...

TARİH:15/17/2006... DÜN, İSRAİL SALDIRISINDAN KAÇMAYA ÇALIŞAN 9'U ÇOCUK 18 LÜBNAN'LI YANARAK ÖLDÜ!! Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Oynamamız bundandır. Kara toprakla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Bundandır sevmemiz Kiraz ağaçlarını. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Kardeşliğimiz bundandır Mavi sularla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Bundandır inanamamız Kocaman bombalara. F.H. DAĞLARCA

My baby blog :)

Hey!!!! This blog will be my journal in english. My plan, i'll write some news about anthropology :) I hope every person who read this journal, dairy, whatever, will enjoy it... Nowadays, it's under constraction but i'm gonna finish its settings as soon as possible.. e.

Dünya Kupası..

İtalyan arkadaşları kutluyor, başarılarının devamını diliyorum... ps. böylece abimin yaz yaz diye söylendiği Dünya Kupası hakkında da iki kelam laf etmiş olduk! Ama Fransa'nın kazanamadığına sevindim...! Sevgilerimle e.

Siyah uzun saçlı, iri siyah gözlü kadın...

Image
Uzun siyah saçlı kadın yosunlu yamacın üzerinde iri siyah gözlerinden süzülen yaşlarıyla semanın doğuşunu bekleyerek sabahın körpe çiçeklerini sular gecenin ıssız çığlıklarında.. Dün gece, ay uykuların derinliğinde süzülürken geçmiş zaman resimleri suların üzerinde "aşk ve nefretin" izdüşümüne dönüştü.İri siyah gözlü, uzun siyah saçlı kadın, doğan güneşle açılacak sayfalarda, erkeğin inatçı ve boyun eğmez tavrını düşündü hırçınlaşarak, oysa sevginin ormanından K. Krolow'un ağıtlarıyla yaz uykularından kaçıyordu sadece... O iç çekişmeler mevsimi, o yalnızlık, o terk ediliş yılları... Aşk bir tanrıçaydı, çılgın ve klostrofobik. Kadın kendini çoktan kuşatmış olan nefretin ateşiyle düşündü inatçı ve kibirli lanet adamı...Çocuklar, tenhalarda eşzamanlı büyüyordu uykularında, yaşlı yürekler ise uçurtmaları altında gecenin büyüsuyle Olympos'ta gençlik ateşi yakıyorlardı. Kadın sonbahar yağmurlarının gelişini diledi, yeniden bir romanın primadonnası olmayı ya da... Zaten aşkı...

Günaydın Türkiye'm...

Image
Ülkemin gerçeklerinden biri daha... Bu resim Danıştay saldırısından hemen sonra çekilmiştir. Henüz yeni gördüğüm bu resmi blogda da yayınlamak istedim. Sözkonusu resimde sedyede yatan saldırıya uğrayan hakimlerden biri.. ve ayakkabılarına bakar mısınız? Vatanımım hukuk sistemine sahip çıkan, aydın ve mesleğinde en başarılı noktalardan birine gelen bir hukuk adamının şu resimle ne kadar gelirinin olduğunu anlamak pek zor olmasa gerek... Günaydın Türkiye'm... p.s. Bugünkü Cumhuriyet'te yayımlanan bir karikatürün yazı kısmını da eklemek isterim; "Sabredecek, açık vermeyecek, yargı kademelerinde en üst seviyelere yükselmek için çalışacaksınız" F. Gülen 04.09.2000 İrkilmemek elde değil...

Kedi Milleti...

2006'nın ilk aylarında yayımlanan Türkiye kedi raporuna göre tekir kediler ezilmekten ve dışlanmaktan şikayetçilermiş. Sokakların kendilerine ait olduğunu iddia eden tekirler siyam ve ankara kedilerinin evden çıkmamaları gerektiğini, yoksa gerek kabarma gerekse cırmık atma yoluyla diğer kedilere sokakları dar edeceklerini açıkladılar. Kediler arasında elitist!!!! tavırlarıyla dikkat çeken ankara kedileri siyam kedilerinin siyam'a van kedilerinin de van'a geri yollanması gerektiğini öngören bir deklarasyon yayınladılar. Ankara kedilerinin elebaşı "düka recep" : "ankara, ankara kedilerinindir, hatta İstanbul da ankara kedilerinindir" dedi. Siyam kedileri, yüzyıllardır uyum içerisinde yaşadıkları bu topraklardan atılmalarına bir anlam veremediklerini ve amerikan kedileri ile görüşerek lobi çalışmalarına başlayacaklarını belirtti. Van kedileri ise sosyal adaletsizlikten yakınarak ankara kedilerini eleştirdiler. Türkiye Van Kedileri Derneği, eşit mamalı ve kö...

Sevgileri Yarınlara Bıraktınız...

Image
Bir adamın örselediği ve var olmasına izin ver(e)mediği tutkularım mavi bir tan ağartısıyla düşlerime süzülen tek bir mum ateşinde vücut buluyor. Bütün parçalanmışlıklarım ve yıpranmışlıklarım tek bir kağıt üzerinde öylesine atılan imzalarla anlamlandırıldı. Artık hangi yalan umutlandırabilir aklıma 120 gece boyunca nakşettiklerimi ya da her ne varsa artık geleceğe dair büyüttüklerimi! Onca zaman geçti, aylar belki de farkındalığımızın dışındaki yıllar... Sonunda eliyle ellere verdiği klostrofobik rüyaları içine O'nsuz nefes alamayacağını söylediği kadını da ekledi... sevgileri ekledi.. tutkuları ekledi... ve en sonuna kendini ekledi labirentinin en karanlık odasında "dik" durabildiğine inandığı tavrıyla... ve... şair başlar 1970'den gelen kısık sesiyle.. sevgileri yarınlara bıraktınız çekingen, tutuk, saygılı bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi kalbinizi dolduran duygul...

30.Haziran ve 21 senelik arkadaşım nişanlandı...

Image
Isteee, oglan tarafini evde beklerkenki ilk heyecenlar :) Ikinci kare eniste (damat) Baris'in dunya sekeri yegeniyle!!! Velet (Mert), bütün gece yanımdan hiç ayrılmadı!! Göslere bakar mısınız! Çok sevimli kerata :) Bu da Ben, gelin kisimiz Heja ve fakulteden arkadasimiz Şevin:) Hereloo, bu Heja-Baris cifti ve yine bem efenim!!! Masalaaaaaaa diyelim, nazar degmesin... Bir omur boyu mutlu olsunlar :))

38th Annyversary..

Image
29 Haziran 1968 yilinda evlenen(nam-ı diyar Tükko, hocahanım)Turkay Hanım-(sigarayı bıraktıktan sonra ahçılıkta son noktaya gelerek "gurme" unvanını alan)Baki Bey cifti bugun 38. evlilik yildonumlerini kutlamaktadirlar..... Bir yastikta kocamak diye buna diyorlar saniyorum ki! Genc ciflerimize ornek teskil eden mutli ciftimize Masallah diyor, mutluluklarinin daha uzun yillar boyunca devamini diliyoruz :) en ufak kısları e.

Dilerim ki...

Image
* İşyerime artık bir klima takılsın! (kış gelmeden mümkünse!!) * Bu sene içinde Havana'ya tatile gideyim... * Maaşlara %2546 oraninda zam lutfen!! * Maaşıma zam olacak ya!! bütün evimi IKEA'nın küçük bir showroomu haline getirebileyim!! * Ananem cennetten geri dönsün!! (ki annemle bana akil fikir versin!) * Araba, araba, araba!!! * Prozac'sız günlerime geri döneyim! * Dilek-Kerem, Betüş-İbo, Heja-Barış, Senem-İkram çiftleri sonsuza dek birarada yaşasınlar!! * Birsürü hala ve teyze olayım!!! * Laçin Harvard'da sualtı arkeolojisi okusun! * İlknur evlensin!!!!!!!!!!!!!!! * Anne olayım -buna bir extra ekleme şansım varsa, kıs bebek olsun lütfeeenn!!- (pek mümkün olmasa da) * 2005 ve 2006'nin ilk yarisi uzerimden adeta bir 'tank' gibi gecti, lutfen gitsin artik bu uzerimdeki kara bulutlar!! * Bolulu Hasan Usta bana hergün dondurmalı kazandibi ısmarlasın çünkü batmak üzereyim!!! Bütün bunları çook ama çook istiyorum Tanrı'm!! Çok bişey istemiyorum ki!!! Olur ...

Trip(les)...

Muhteşem üçlü Ayşegül, Bahar, Ümran ve bu üçlünün bana yazdırdıkları... İşteee biraraya geldiklerinde şahaneleşen üçlüler; - ingiliz, fransız, temel - deniz, kum, güneş=tatilll demek istiyorummmm!!! - mazhar, fuat, özkan - Muhsin Bey, Zugurt Aga, Arabesk - at, avrat, silah-bööööööööööööö - fizik, kimya, biyoloji-ıykkkkkkkkkkkkkkk - hale, lale, jale - back to the future 1-2-3 - kulak, burun, boğaz - sigara, bira, çerez ya da french fries - 90-60-90-şekilciyis kardeşim ŞEKİLCİİİ - tekıla, limon, tuz - cut-copy-paste - yatak, yorgan, yastık - normal, süper, kurşunsuz - rakı, beyaz peynir, kavun - gez, göz, arpacık - üçlü piriz - vatan, millet, Sakarya - giriş, gelişme, sonuç - yol, su, elektrik - içki, kumar, kadın - inek şaban, güdük necmi, damat ferit - ctrl-alt-delete - görmedim, duymadım, bilmiyorum - devlet, mafya, siyaset - x, y, z - zincir, takoz, çekme halatı. - the good, the bad, the ugly - 333 - 1.çinko, 2. çinko, tombala - karpuz, peynir, ekmek - domates, biber, patlıcan - deb...

Fitne Fesat!!

Gazetede okuduğum bu yazıya karşı ne desem boş!!! Buyrun ilk önce olayı sindirmek için okuyalım efendim: “Türk Telekom, 5 Haziran 2006 tarihinde yaptığı ADSL başvurusuyla 2 milyonuncu ADSL kullanıcısı olan Hasibe Topal'a düzenlenen törenle laptop bilgisayar, modem ve 12 aylık ücretsiz ADSL internet erişimi hediye etti.” İnanamıyorum, yapıyorsunuz böyle bişi bari afişe etmeyin, yani sınırsız ADSL'me her ay bi dünya para ödüyorum, onların yaptığına bak. Bir de tören, şölen yapmışlar, cık cık... Gıcık oldum, sinir oldum... Fesatlık yapıp bu hediyenin içeriden birine verildiğine dair şüpelerim var diyeceğim, dedim bile... Yani kadının yaptığı sadece hepimiz gibi gidip başvurmak, üstelik birkaç ay öncesinde yeni başvuran biri olarak bu hediyelerin en azından ADSL aboneliğinin son aylarda başvurup kullanmaya başlayanlara indirim uygulanmasını talep ediyorum!!! e.

Erkeklerin Sonu :)

Dün gazetede okuduğum fıkravari bir dökümanı sizlerle paylaşmak istedim :) Ben baya güldüm, umarım sizler de keyif alırsınız... Adamın biri kızına Barbie bebek almak için oyuncakçıya gider. Tezgahtara fiyatlarını tek tek sorar Barbie'lerin, tezgahtar cevaplar; -paten yapan Barbie 19.95 -bikinili Barbie 19.95 -partygirl Barbie 19.95 -boşanmış Barbie 199.95 Adam şaşırır, diğer barbilerin fiyatı hep aynı boşanmış Barbie'ninki neden bu kadar pahalı? Tezgahtar hemen cevaplar: boşanmış Barbie'nin yanında Ken'in evi, arabası, tüm ev eşyaları kısacası iç çamaşırlarına kadar alıyorsunuz da ondan :)) Yorumsuz....

Bilmelisin ki... written by C.Y.

Bilmelisin ki... Duvarda asılı diplomalar insani insan yapmaya yetmez. Bilmelisin ki... Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır. Bilmelisin ki... Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor. Bilmelisin ki... Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da! Bilmelisin ki... Tecrübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür deneyimler yaşadığınızla var. Bilmelisin ki... Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil. Bilmelisin ki... Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir. Bilmelisin ki... Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor. Bilmelisin ki... Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor. Bilmelisin ki... Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne...

Bir Türk yurtdışında en çok neyi özler?

Bu sabah işyerinde, masaüstümde blog için yazmak istediğim bişileri biriktirdiğim ve hatırladıkça not aldığım "blogthing" klasörünü açıp baktığımda baya bir birşey biriktiğinin farkına vardım, bu yurtdışı deneyimimden blog için yazmak istediğim birşeydi ve işte karşınızda efenim: -demleme cayi -ayni dili konusan (duygularini kendi ana dilinle ifade etmek) insanlari -dolmuş kuyruğunu -simit çay ikilisini (ben fecii özlemiştim, ama sokak simitini) -yaşadığı şehri -anne-baba (olmazsa olmaz) -rakı (genelde oğlanlar için geçerli) -tozunu, toprağını, keşmekeş İstanbul'umu -anne böreklerini -Beşiktaş vapur iskelesini -yeğenleri (eğer varsa) -Türk yemeklerini -trafik ışıklarında eğer yolda araba yoksa geçebilme özgürlüğünü :) itiraf ediyorum ben de yola atlayanlardanım :) -insanların cana yakınlığını -hiçbirşeye şaşırmamayı (oradayken ben şaşırmayı öğrenmiştim) -türk sanat musikisi (öhööö, kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime, titrerim vücrim!! gibi baktıkça istikbalime...) ...

Ayşe için...

Image
Fransa'da şarap yapılırlen kadınların üzüm dökülmüş havuzlardaki içeriği ayaklarıyla ezmeleri ve o çevrede yaşayan delikanlıların da eteklerini kaldıran kadınlara bakarak eşlerini seçtiklerini ilk öğrendiğimde, şarabın hem yapım aşamasında hem de tüketimde aslında ne kadar kültürel bir yapı var ettiğini bir defa daha tecrübe ettim. Neyse, ben aslında başka birşey yazmak istiyordum, Doluca sayfasına bakınca bu extrayı da ekleyiverdim.... :) Fakülte yıllarımda kaybettiğim bir arkadaşımın en sevdiği şarkıyı dinledim bu sabah, bu yoğun günlerimde yine gülümseyerek ve hasretle andım kendisini... hep anarım, anacağım.. O şarkıyı yazmak ve son tahlilde bugün, Ayşe için birşeler yapmak istedim ve O'na söylüyorum... Ne olur aç kapıyı Yine tat yüreğim acıyı Yenildik mi biz maziye, aç kapıyı... Darıldık kendimize, ucu yanmış resmimize, Kaybolan ümidimize, gençliğimize... Yanarım, gün geçer yanarım, Gecelerin hesabını kimlere sorarım? Yanarım, ne yapsam yanarım, Gecelerin hesabını kimlere ...

Busy, very busy, extremely busy...

Image
Ey zat-ı muhteremler :) Proje hazırlığımdan dolayı projector moodundayım. Yonetim merkezini sarsacagim, sormayin :) Bu nedenledir ki oldukça yoğunum, yaz okulu da başladı... Ortalik OKS adaylari, coluk combalak, Fecii... Bitince festival gibi olacağım Bodrum'da umarım... Velhasıl, bugünlerde pek bişi yazacak durumda değilim.. Blog fanatiklerime duyrulur :)))) e.

Evrim'in günlüğünden...

Zaman:artık yok Ateşin vuran loş aydınlığında, bir ırmak akıyor gökyüzünün derinliğine... Caddeler, sokaklar, şehirler ateşin başladığı yerde deniz oluyor, sonsuzluğu bekleyen kadının oturduğu saatlerde... Portakal ağaçları hatırlatıyor kendini iyi dileklerle, ıslak sevgiler, yıldızların ısıttığı gecelerde... Ve kadın tekrarlıyor fısıltıyla; Gök şimdi yaralı bir martı, süzüldü denize. Sana kargaşalığın üzerindeki köprüyü kurmaya çalışan bu el kırıldı! Anılarım benim de hep beyaz giydiriyor sana... Trenler gidip geliyor ve üçüncü kompartımandan gülümsüyorum; Üç günlük bu dünya diyerek... Ve sevecenlik gonca bir lale gibi suya açıyor Bir ben ölüyorum ellerinde, incelmişliğim, kırılmışlığım yok oluyor gitgide.. Sulara çizilmiş bir melek, aynı okul yıllarından kalan anılar gibi, Bedenim AMAT benzeri bir gül teni, denize bakan bir melek.. Foça'yı düşündüm, biraz da Bodrum'u.. Gençlik yıllarım, yatılı okul maceralarım, Yalom'un Divan'nını o senelerde sindirdim... Artık var ol...