Posts

Showing posts from 2006

News...

Yeni yilin son gunlerinde, Dunya gundemi yine bir diktatorun idamiyla sarsildi... Iste, sozkonusu haber dunya gundemini olusturan en onemli kaynaklardan birinden... Bu uygulama ile Saddam HUSEYIN kahraman mi yoksa katil olarak mi anilacaktir? Bir devlet buyugumuzun!!!!!, bir zamanlar sarfettigi "Asmayalim da besleyelim mi" felsefesi icerisinde, Imrali'daki arkadasa uygulanan muamele nereye dogru gidecektir bilinmez.... Gorecegiz... e. PS. BU ARADA GÜNÜN SÖZÜNÜ DE EKLEMEK İSTERİM: YENİ YILINIZ MÜBAREK OLSUNNNN....

Happy New Year!!!!

Image
Saglikli, mutlu, sevgileri sindirerek yasayacagimiz, yasamimizdaki herkesin kiymetini bilecegimiz ve ayni sekilde kiymet bilindigimiz, sansli, guldugumuz, incinmedigimiz ve tabiki incitmedigimiz bir yil olsun.... Iyi Senelerrrrrrrr....

Bisi Sorcam!!!

Image
Turkan Soray Kimdir?

Sonunda...

Nazmiye geldi.... :))))))) bunu soolicektim.... simdiiiiiiiiiiiiiiiiii; bisi sorcammmmmmmm!!!!

donulmez aksamin ufku...

uf yaaaa.... bisi soolicem!!!

Sehabettin ve Unal'in Maceralari.... I

Pencereden bakinca disariyi goremedigim kadar camur katmani sarmis bir ofis camina sahibim... bu konudaki muzdaripligimi kime soylesem diye dusunurken Sehabettin bey (kat gorevlimissss) kapida belirir... Evrim: Sehabettin Bey, siz disariyi gorebiliyo musunuz? Sehabettin: Yoh Evrim Hanim, cok yorgunuuuuuum inanin ki, cam silecek halim yok, paspaslari bile bi soole bi boole yapiyorum (hafif kivrak nesrin topkapi hareketi seytirerek) ... Evrim: Peki ben Unal Beyi rica ediiim... (diger kat gorevlisi arkadas) Sehabettin: Unal Beg'i gonderiyorum Evrim Hanim... (Unal Bey geliiir) Evrim: (Tekrar) siz disariyi gorebiliyo musunuz Unal Bey? Unal: Evrim Hanim, burasi benim sinirlarim disinda, camli bolmeden otesine ben karismammmmmmm... Pasaport, vize.. uzun is.. diyerek saane bi espri patlatir... Evrim: Yuksel Hanimi kahve icmeye caariyorum o zaman..... el mi yaman, bey mi yamannnn.... (Tipnot: Yuksel Hanim kurucumuzun esidir ve kendileri kapi ustlerine kadar tozlanma orani kontrolu yapabilir...

Gecen.....

Image
Hacli seferlerinin Sovalyeleri gibiydin Hedefsiz, serseri mayin.... Adresini ezberlemeden, emek vermeden, o'na kitlenmeden, Ulasamazsin derinliklerine, Birak(a)mayarak, birak(a)madigi sanilarak; Birakmak olmazlari zikrederken, Birakti, Birden bire.... Anla, Kiymet; bir gun, o gun vardi... Alelade sanilmamakti derdi, Alelade sanildigini sandi... Yaralandi, Urktu, Korktu, Incindi ve gitti....

today, 30-3=a very happy me!!!!!

Image
i blowed all my candles with a breath :) hopefully i wish all my heart, my wish will come true....

Ofiste Pazarrrr...

Ofiste kos kos oturulan bir pazar daha gecirdim bugun... bi ara odama gelen ogrenciler, gecen hafta beyaz show a goturul(e)memenin intikamini alircasina sorgu yagmuruna tuttular... (sorulari soranlar, kocaman lise son sinif ogrencileri) -hocam, kac bedensinizzzz? -en sevdiginiz renk nediir? -gecengun sizin blogunuzu gorduk hocam... guzelmis :DDDDD -hocam bu bizim sinifin msn adresleriiiii!!!! -hocam erkek arkadasiniz var mi? -yasiniz kac? doom gununuzu biliyoruz ama yilinizi bilmiyoruz... ama tahmin edelim tas catlasin 20-21 (ohoooooooo yaniiii) -simdi biz beyaza gitcez ya, olmeden once isalla!!! (hay allam!!!) orda simdi fdd diye pankart acamayacak miyizzz? oyleyse evrim diye pankart acalim!! (sabret evrim!!!!) -hocam simdi 804 de 1 tane kis var :D, 819 da ise 2 tane erkek... bu iki sinifi karma gotursenis olmaz miiiii? hem homojenlik de saglanmis olur, arkadaslarla kaynasma imkanimiz da oluur!!! (bu fikri veren, sivri zeka 804 ogrencileri tabiii) -hocam aslinda ben OSS ye karsiyim.. ...

yorgunum...

ve Caruso... birak muzik baslasin ilk once.... Askin ve olumun, kuskunun ve umut(susuz)lugunun sezdirmemeye calistigin aglatisinda suruyor yasam... golgeler gecelerde, cigliklarin yankisiyla baksa diyarlara surukler anilarimizi… her gecen gun yaratilan ve mazide kalan saatler goturur beni gizli kentin sokaklarina... aynali gokyuzunun altinda yalniz ben ve isyanlarimla direnen acmazlarimda varolan ancak karsi koymayi bir turlu becremedigim imgelemimdeki sen… .... sayet kirmizi gullerin kadife teni dusuyorsa yuregimize, ve yasam doludizgin suruyorken umursamaz tavriyla, ardindan yinelen(e)meyen anilar, kor gibi dusuyor ufkuma; urpertili sabahima, gunduzume, geceme, sana ve en son bana.. biliyorum… kirmizi guller var hala ve anla sahibisin icinde yasattigin acilarin temkinliliginin, nedenini bilmedigim sebeplerin… birak(a)mazsin, bilirim… anilara gun ve gun yenilerini eklerken, dusundugum ne varsa sana dair, orseleniyor kiymetlerin karsiligindaki kiymetsizliklerinde…. Ne kalmak ne de gitm...

Oylesine...

Image
Kendimi yaratma sancılarım var... Mor kapakli kitaplarin, yasak dilleri sevmenin karsiligi olarak umutlarim, sorularim, soyleyeceklerim var... Cevabini ararken "var olma" sebebimin, 'sevgi nedir?' sorusuna; basimin bulutlarda olmasindan ziyade, varligi, yoklugu, olumu, gecmisi, gelecegi damitmadan bolusmek cevabi sezdirilir... sevgi neydi gercekten??? emek vermek, zaman harcamak, o'nu bilmek ve bilerek sindirmekti; incinmisliklerini ve sevinclerini bolusmek, anlamaya calismak, hatta anlamak; ancak o'ndan sonra da nefes alabilecegine inanmasini saglamakti... arkadaslikti, kadere inanmasan da birlikte mucadele vermekti... sevgi, nazimin piraye'ye yazdigi mektuplariydi mapushane damlarindan... herseyi paylastigin gibi ozgurlugu de paylasmakti... hatta; siddeti, siddet icerikli isyanlari, hayati kanata kanata yasamakti... betüşün döktüğü gözyaşlarıydi, simgeyle gulmekti, hejanın sarıya olan tutkusunu maziden çekip çıkarmakti, öznurun kocaman gülüşünü görmek v...

again and again...cry me a riverrr...

i am every woman... and we never change.... :D e.

"les hommes qui passent"...

Image
Alanson'a yeniden sarkilar soyleten kadinin sarkida calinan son kadans 'inin esliginde; huzzam makaminda, basi sonu belli olmayan, kirilmis oyuncaklar gibi sanki bu oyku... keske'li cumlelerin benzerleri gibi... yasamda iskaladigin herseye yanip yakinirken, kimse duymasa da maglubiyetin takisini; bastirilmis kelimelerin, hakkiyla yasanil(a)mamis yillarin, gecikmis itiraflarin, son bir defa bile gemileri yakamamisligin 'keske'lerini zikrediyoruz sokak aralarinda... sonbahardan kisa gecen yaprak donumleri varsa da ruhumuzda zaman zaman, ve artik "bahari-i omrum" denen tilsimli zarafeti yitirdigimize inandirilmis olsak da; anilarin onunde askla "kampai"lerle vurmali kadehler, alaca karanliklarda sabir kupleri sayarak ebedi vazgecilmezlige yudumlanacak olan sarabin gizemli sohbetlerinde... ve... simdi, artik; ne keyifli bilsen sozcuklerimin tesbihine ve sindirdigim her duygunun icine seni karmayi ezberlemis olmak!!! ve bilsen ne kadar zor imkansizlig...

Bir Survey Calismasi... "Ticari Cinsel Somuru"

Yukarıda gördüğünüz sunum tarafımdan hazırlanmış olup, web tabanlı kaynaklardan derlenmiştir. Amac; sunumu yapilmis ve Mahmut PAKSOY tarafindan "ukalalik derecesinde kendime guvendigim" elestirisi verilmis bu calismanin daha genis kitleler tarafindan okunmasini saglamaktir. Konu 15 dakikalik bir sunuma sigdirilmak zorunlulugundan dolayi kisa tutulmustur. Bu odevi blogumda kendim hazirladim seklinde bir atif yapmama ragmen kendime mal etmem pek dogru olmaz kanisindayim. Dipnotlarda kalanlara, sufle verenlere, desteklerinden ve ilgili ozenlerinden dolayi tesekkurlerimi sunarim.... :) Iyi ki varlar... Sevgilerimle... e.

Öğretmenler Günü...

Öncelikle annem Türkay GÖZENER olmak üzere, bütün öğretmenlerin öğretmenler günü kutlarım.... Sevgilerimle.., e.

betus+evrim=?

Image
Betuuuuusssssss aaaartiiiiiiiii evriiiiiiiiiiimmmmm = :D
Yalniziz... Tecrubelerim, yasamin anlaminin bakislardaki kucuk ayrintilarda var oldugunu ogretti.. Kucuk seylerle mutlu olmayi, ancak asla kucuk gormemeyi, gozlerimin icindeki isiltinin hala varligiyla aska inancimi yitirmedigimi ispatlarcasina serznislerimin aslinda ne anlamsiz dipnotlara atif yaptigini ogrenmem uzun surmedi... Yanlis tadinindim kimi zaman, en yakinimdakiler tarafindan bile, donuk, boguk ve samimiyetsizligin icinde yillarca aslinda yasama olan askimin yaninda "asksiz" misim... ancak hala umutlu, hala kendime inancli, hala bagli... ilginctir, asklara karsi en acimasiz olanlar, aska en cok ac olanlardan cikiyor; siddetten en cok dertli olanlar tasiyor, linc histerisinin bayragini... Birakiniz, yapsinlar felsefesinin icinde gizli olan ve "ozgurluk" denilen aldatmacanin aslinda koca bir david copperfield oyunu oldugunu anlamam cok uzun senelerimi almadi... Sevmek gercekten birakmak miydi? hani su donup gelirse gercekten "o" senindir palavrasi...

Uzaklara...

Biz hep boyle gitmeleri duslememis miydik? Yikilmis koprulerin kullerini savurarak, ne kendini ne kentini tasiyarak yaninda... Alip basini gitmeyi... pusulasiz, menzilsiz... Deli miydik hakkaten...? Oyleydik.... e.

Yagmurun elleri...

Bu sabah piril piril bir gunese uyanan Istanbullular, oglen bastiran "saganak" la "singing in the rain" mooduna burunduler... Oglen disari cikamayarak kantin tostu yemek zorunda kalmis olsam da, kahvemle penceremin kenarinda yagmur damlalarinin tek tek camima vurmasini izlemek ve en sevdigim yagmur sarkisini soylemek cooook keyiflendirdi beni... Diyecegim o ki, mutlu oldum, damitildim sanki yagmurla... Iyi ki yagmur vardi, iyi ki ben kahvemle penceremin kenarindaydim, iyi ki Istanbuldayim.... küçücük bir bakışın çözer beni kolayca kenetlenmiş parmaklar gibi sımsıkı kapanmış olsun yaprak yaprak açtırırsın ilk yaz nasıl açtırırsa ilk gülünü gizem dolu hünerli bir dokunuşla hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur bütün güllerden derin bir sesi var gözlerinin başedilmez o gergin kırılganlığınla senin her solukta sonsuzluk ve ölüm... Guzel sarki???? Super sarki.... :D Sevgilerimle... e.

Son....

Image
Uykusuz gecen gece, kitap aralarimla basbasa… Ilham verdin yine; kelimelerime, topragima, geceme. Annemin hep soyledigi eski bir sarki olup Yerlestin sozcuklerime; Dun gece mehtaba daldim hep, Seni andim… Oyle bir an geldi ki, mehtabi…. Sen sandim. Tanrim, izahat ne kolay, konu buralara gelince… Cennetimin kapilarini kapattigim an sozcuklendirdim sayet anlayabilseydin… ne gozumu alabildim, ne goze alabildim Nedenleri bahane olan uzun yollarin basi sonu belli degil! Ve Tahsin Sarac’in dizeleriyle bulusuyor gozlerim, dolunayin aydinligiyla beslenen uykusuz gecemde… Sevmek, bir bakima, zamanini vermektir Zaman aralarini doldurmak degil Sabahlara birlikte uyanmaktir Ve yelin serinligini, gecenin gizemini Bakis bakisa duyumsamaktir… Dus bahcelerimde buyuttugum hayallerim ne kadar kirilganmis meger… Bir sufle kadar gercek, zamanli, unutamadigim İstanbul sokaklarindan ziyade Yasamimdaki herseyi yitirmemi goze aldigim koca binalarin arasinda tek basima var olacagima yemin ettigim sehirlerin ic...

Ful Yapraklari...

Image
‘Dünyada beni özleyen, sesimi duymak isteyen tek bir canlı dahi yok.’ Ful yaprakları, sesleri çıkmadığı halde hayata haykırmaya çalışanların oyunudur. ‘Orada kimse yok mu?’ Yaşam hiç bir evresinde kucak açmamıştır, koca şehrin ortasında, tek kişilik hücrelerinde yaşamak zorunda bırakılanlara. Tek yol kendilerine benzer birilerini bulmaktır. Ama ‘kendilerine benzer birileri’ de yoktur aslında. Çünkü o ortamda kendileri bile kendilerine benzememektedir. O halde gerçeği sanalın içinde eritmek ve de yeniden şekillendirmek gerekmektedir. ‘Ful Yaprakları’, hiçliğin kıyısında dolananların var olma ve hayatlarını yeniden yazma çabalarıdır. Oyun, ara dahil 2 saattir. Firsati olanlara tavsiye edilir, ben cok begendim... Sevgilerimle... e.

10 Kasım...

Image
Seni arıyorum, anıyorum, anlıyorum....

Spleen de Paris

Image
"Söyle, anlaşılmaz adam, kimi seversin en çok, ananı mı, babanı mı, bacını mı, yoksa kardeşini mi? -Ne anam var, ne babam, ne bacım, ne de kardeşim. -Dostlarını mı? -Anlamına bugüne kadar kaldığım bir sözcük kullandınız. -Yurdunu mu? -Hangi enlemdedir, bilmem. -Güzelliği mi? -Tanrıça ve ölümsüz olsaydı, severdim kuşkusuz. -Altını mı? -Siz Tanrı'ya nasıl kin beslerseniz, ben de ona öylesine kin beslerim. -Peki, neyi seversin öyleyse, olağanüstü yabancı? -Bulutları severim... İşte şu... şu geçip giden bulutları... eşsiz bulutları!" Paris Sıkıntısı Charles Baudelaire "nesirin sonsuzluga acilimidir ustadin dizeleri, ve aslinda yasamin hislerinin keninde var oldugunu anlamak, ve cennetin kapilari, ve bir vazgecisle tutkulanmak gizlice; gozlerini acmak yasama, umutla, yeniden, ve sana duam fisildar sessizce; ait oldugun huzurlu maviliklerinin derin sonsuzluklarinda ol...." e. Fotograf: Carlota, Paris '95

Huzur

istiyorum...

Girl thing :))

Image
Thanks Osnurrrrr... :)) Have a great Sundaaaaayyyyyy :)) Loves... E.

isn't someone missing me?

Image
Goodnight!! This is your 1:00am goodnight call to reality!!!

Karsinizda Huner ve LUNA :))

Image
:))

Cuban Dance..

Image
Dance Studio, Cuba 1998 Patrick Demarchelier

Kar'in ismi...

Image
Birakmak olmaz demek, sozkonusu eylemi gerceklestirmek kadar kolay midir? Neyi birakmamak sonra??? Yasami? idealleri? bugunu? yarini? Yasam istesem de beni birakmiyor, ancak Sucluluk duyuyorum bazen kendimden uzak birseyleri ozlerken... dusun bakalim neydi bana ya da sana cizilen dusundugunden cok daha dar yollarda... tutulamayarak tasan, guc donemeclerde tek basima savasan ben, agir aksak kaldim, kinandim, urktum, urkmeyi ogrendim ya da... Onumde yasaklar, direnmeye calisan, baskalarini hor gorurucesine kendine guvendigi sanilan ben, aslinda ne cocuktum, ne savunmasiz, ne tecrubesiz... Yazik, baskalari gibi olamadim... Omuzlarinda, parmaklarini saclarimin arasinda gezdirerek uyutmandi incinmisligimi o an istedigim, huzurlu bir aksam vakti... bahaneydi hersey, bahane........

Sinifff.....

Image

Ekip....

Image

Sultanahmet Gezginiiiii....

Image
Fakulteden bir arkadasimla (Seran) nostalji yapalim dedik... Cigdem Pastanesiii, sahaflar, medresede icilen ada caylari, cennet'de yenilen yemek, macuncudan alinan sokak macunuu :)) Senenin son gunesli gunlerinden birinde hatirlanan anilar... Burdan buyrun efendim... Okulummm okulummm canim okuluuummmmm... Veeeeee Evrim Sultan karsinizdaaaaaa... Sevgilerimle e.

Bir Kitap, Iki Film...

Image
Toplumlar, çeşitli olgu ve olaylar karşısında niçin farklı davranışlar sergilerler? Yerken, içerken, alışveriş yaparken, konuşurken, severken, kısacası yaşarken neden her toplum birbirinden ayrılır? Bunun cevabı toplumların kültür kodlarında gizlidir. The Culture Code, antropolog ve pazarlama uzmanı Clotaire Rapaille’in, milletlerin kültür kodlarının çözümü için ilk kez kendisinin uyguladığı “keşif seansı” yöntemini aktardığı ve bu kodların çözümünün pazarlama için önemini vurguladığı bir kitap… ------------------------------------------------------------------------ Beyazperde meraklilarina... Gosterime girecek iki film... Karanliklar Ulkesi:Evrim Ispanyol sinemasinin basarili orneklerinden biri olacak diye bekledigim, 2006 yapimi: VOLVER

Ofiss...

Image

Seker Bayramiiiii....

Image
IYIIIIIII BAYRAMLAAAARRR! Sevgilerimleee... e.

Vintage Dance....

Al Pacino'nun baş rolünü bir "ama" olarak canlandırdığı "Kadın Kokusu"nun akıllara durgunluk verici tango sahnesini unutmak olanaksızdır. Arjantin sokaklarından günümüze buyüleyici bir "salon" dansı olarak evrilen "Tango"; aslında Buenos Aires'in kenar mahallelerinde yaşayan fahişelerin ve kabadayıların kendini ifade biçimidir; aşkın, yasağın, tutku ve şehvetin protest aktarımıdır. Tango, bedenlerin bir olduğu aşkın dansıdır, 19.yy başlarından günümüze dek süregelen, herşeyin bitip tükenmeye mahkum olduğu; duyguların kör, çıkarların öncelikli gözetildiği dünyalarımızda hiç ölmeyecek bir destanın adıdır.... Dansa ruhu veren tango müziği ise ahengin ve ritmin doruk noktasıdır; dansı figürlere içselleştiren kavga, nefret, haykırış, hüzün, melankoli, düş kırıklığı ve umudu barındırır. Tango, içinden çıktığı düzeni yansıtan, özünde tehlikeli bir yakınlaşmadır; pervasız, kışkırtıcı, heyecan verici, umarsız ve isyankar kadınla adamın buluşmasıdı...

Yagmuuuurrrrrr...

Image

Çelişkiii...

Vurma... Arın biraz gözündeki perdelerden Savunma, peki, ancak atma yerden yere Okullarında beraber okuduğun, aynı sokaklarda gezdiğin, Aynı türküleri dinleyerek büyüdüğünü harcama.. Genişlet düşlerini, yüreğini aç, Yıkma, yok sayma... Yazdıklarını savunacak değilim Buruk bir hisle dillendiriyorum tüm bu olanları ancak Kimilerince müebbete mahkum edilmiş bir yazarın bu kadar çok yerilmesine Artık "yeter" diyorum... Yaşadığı kentin melankolik ruhunu arayışında, Kültürlerin çatışması ve birleşmesini Kendi penceresinden gördüğünce yazdıysa... "Kim olursan ol, yeter ki gel" denen bir coğrafyanın çocuklarıyız nesillerdir Nasıl bir infazdır bu? Nasıl bir öfke? Düşün! amansız düşman demeden önce... Çıkarları doğrultusunda yapılmış sanatsa mevzubahis olan, Milyonlarca insan yaşıyor yurtdışında "aşağılık" dediğimiz yollarla sadece oralarda kalabilme hesabı yapan; ülkesini, ailesini, ırkını "satan"... Ancak ülkesi hakkında gördüğü ve okuduğu her ayrıntıda ...

Kucugum,

bu yuzden bir kucuk iz birakmak icin didinmem... e.

she returns...........

Bugunden itibaren, bu kadar isin arasinda, bir suredir gundemde olan 'gitmeeeee adnannnnnnn, yoksa havaya ucururumm tum yan komsulariiiii' adli kisa metraj turk filmi senaryoma geri donuyorum... e.

Sarkinin yaptiklari...

Defalarca yazdimm Eylul en sevdigim aydir diye.. Eylul sarkilari da hep huzunlendirir benii... Dun gece, belki de yillar sonra Alpay'in "eylulde gel"ini dinnedim, hem de ilk defa soylendigi performansiyla.. Seneler oncesine gitmek, cocukluguma, keyifliydi.. Ablamin konservatuar yillari.. Hey gidi gunler heeeeeyyy.. Mahallenin lastik atlama sampiyonu secildigim yazzz.. :))) vay beee.. ne rekorlar kirdim o sokak aralarinda, annemmi krize sokmadan ve asagiya indirmeden cikmazdim eve :) hatta eve gelir evdeki sandalyenin birine ve ayni zamanda konu mankeni olmak zorunda olan ablamin ayagina baglar atlardimmm, hatta bazen tek tarafli oyun olmaz diye ona da atlattirmaya calisirdim ablamin delirdigi dakikada ortadan yokolurdum tabeee.. zavalli benden neler cekti, hala da ceker... azme bakin!!! rekortmen olmak kolaymi??? mutemadiyen antremannnn... ablam da antranorum... :)) Bi sarki beni bu kadar yapabiliyo isteeee.. :)) Yazilarini okurken cok guldugum bi arkadasin dedigi gibi :...

son iki haftaaa...

bu kadar cok gelismenin ardindan basim donuyo artikkk.... terfii ettimmm.. kendi okulumda yenidenn okula basladimmm... acayip guzel dersler aliyorumm... deli gibi calisiyorum... sabah 7:15 de evden cikiyorummm aksam 23 gibi donuyorum... blogla ilgili hicbisi yapamiyorumm... vicdan azabi cekiyorum... ama coooookkkk mutluyum... e.

Tarih: 03.09.2006

Image
Sonundaaa... Dilek ve Kerem (kendisi abim olur :)) evlendiler... :)) İşte o annn... Thereee youuu goooooooo!!!...

Bakışşşş....

Image

evrim'in pazar motivasyonu...

Image
Bugün pazar... Biliyor musunuz? pazar günleri işe gelmeyi çok seviyorum, ortalık sakin, sokaklarda sabahın yedi buçuğunda düştüğüm yollarda kimsecikler yok... i pot'ta beverly craven, herkes uyurken Evrim paketinden yeni çıkmış sabahın ilk alınan gazetesiyle yollarda... Son iki haftadır pazar sabahları oldukça yoğun düşünselliklere boğuyor beni, aşkı aramakatan vazgeçmeliyim diyorum... aşk diye bişi yok diyorum çoğu zaman, yalan diyorum, kandırmaca... şarkıyı hatırla, şarkıyı hatırla Evrim!! "ben her bahar aşık oluruuuum, rüzgar olur yağmur oluruuuum, filizlenir anılarda gururuuuum, taşar içimden ruhuuuum, gönlümde sönen ateşiiiin, küllerini savururuuuum, kalbimdeki acelenin, peşinde ben kayboluruuuum!!" hakkeetttten motive ediciiii!!! :))) do not fool yourself!!! Kös kös otururken evde dün akşam "isn't someone missing me" diye bir şarkı sözü çalınıyor kulağıma ve hemen ardından "am i so insignificat??"... düşünüyorum... neye ya da kime göre değers...

Kitap...

Image
Ülkemizde "mankurtlaşma" kavramının ilk defa yazı dilinde var edildiği İkram ÇINAR'ın Mankurtlaştırma Süreci adlı kitabı, bir eğitimci ve akademisyen gözüyle ülkemizdeki ulusal kimlik ve kültür sorunlarına ışık tutuyor... Sosyal Antropolog kimliğimle okuduğum kitapta, yazarın kültürümüze yabancılaşma yaklaşımını, aslında değişimin değişmeyen tek unsur olduğu gerçeğiyle ele alabilmesi gerektiğini düşünmekle beraber şiddetle tavsiye ederim.... Mankurtlaşmak, ulusal kimlikten uzaklaşma, topluma ve kültüre yabancılaşma, zihnin yeniden inşası yoluyla bilinçsizleşme, egemen güçlere ve süper devletlere yaranmayı içeren sosyo - kültürel bir kavramdır. Kitap, (Atatürk dönemi dışında) iki yüz yıldır var olanı (elde kalanı) koruma refleksiyle hareket eden, dolayısıyla içine kapanıp adeta kendini lanetleyen bir toplum olmaktan çıkmayı öneriyor. Sevgilerimle... e.

Eylül...

Image
Eylül Rübai eylüle girdim eylüle girdim her ömrün bir eylülü vardır onca yaşadım şimdi bildim Murathan Mungan En sevdiğim aydır eylül.. Doğanın yumuşak rüzgarlarıyla hoşçakal dediği, zaman zaman gökyüzünün ağladığı, yaprakların renginin döndüğü, telli duvakların şarkılar söylediği, başlangıçların doğanın bitişinde var ettiği, içimdeki çocuğun haykırırcasına güldüğü ve bir o kadar da şımarırcasına ağladığı, sıkıca tuttuğu ama bırakmak zorunda olduğunu bildiği damıtılmış yaşamların birleştiği bir bütün... "Bir yerde biten, belki de başladığı yerde eylülün, vazgeçmelerin başlangıç noktası... Aslında yaşadıklarımdan çok farklı cümleler kurabileceğim yüzlerce kare var hafızamda" diyen, emanet, uzun siyah saçlı, iri siyah gözlü kadın... Kahretsin... Irvin Yalom'un dizeleri, psikanaliz, yeniliğe doğru uzanan el, yaşamı kemirip duran his... Bırak! kaysın avuçlarından.. e.

29.08.2006...

Kaybolmuş zamanların son anları, Aylardan Eylül yanıbaşımda... Aklımda Wilfred A. Peterson'un dizeleri: "Beni yavaşlat Tanrım! lakin son nefeslerim olacak bu soluduğum, Yüreğimin atışlarını düşüncemin sakinliğine rahatlat. Zamanın sonsuz görüntüsüyle hızımı azalt!. Bana, güncel kargaşanın ortasında, Tepelerin ölümsüz sakinliğini ver." "Yavaşlat beni Tan­rım! Bana ilham ver. Köklerimi, yaşamın katlanı­lan değerler toprağının derinliğine gön­dermek, Kaderimdeki yıldızla­ra doğru -daha çok- Büyüyebilmek için, Yaşamımın devamlılığı için... Yavaşlat beni Tanrım! e.

Yüksek yüksek tepelere....

Image
03.Eylül.2006/Pazar Betüşümmmm, gelinimmm, herbişeyim... İbocumm, eniştemm, laptop tamircimmm, yeğenlerimin babişi.... Hep sağlıklı ve mutlu olun, hep yüzünüz gülsün, aşkınız bir ömür boyunca hiç eksilmeden, artarak toprağınıza tutunsun.... Sizi seviyorummmm... e.

Sinem-Onur Evlendiler.... :)

Image
Kuzen Onur evlendi nihayeth!!! Gelini (Sinem) aldık, düğüne giderken Çeşme otobanında :) İşte aile eşrafı efenim... Ve bendenizzz... Sinem ve Onur'a mutluluklar dilerizzzzz... Sevgilerimle.. e.

Yalnızlık...

Image
Şayet; * Mesai saatlerinin uzamasını istiyorsan... * Akşamları evde yalnız olacağını bildiğin için işyerine taşınmayı düşünüyorsan... * Hem günde 11 saat çalışır (haftanın 6 günü) hem de akademik eğitimime devam ederim fikrine sıcak bakmaya başladıysan... * Sinemada utana sıkıla tek bilet alıyorsan... * En yakın arkadaşların artık bireysel değilde iki kişi şeklinde konuşurken sen sadece kendi gelecek planlarından bahsediyorsan... * Gözlerin ufka dalıp gidiyorsa zaman zaman... * Smooth Jazz dinlemek yaşamınım olmazsa olmaz parçalarından biri oluvermişse... * Arkadaşlarının eşleri/sevgilileri seni eve bırakmaya başladıysa... * Her bebek gördüğünde gözlerin doluyorsa... * İşyerinde terfi etmişsen... * "Beni çalışmak kurtarır" gibi bir hayat felsefesini yaşamıda var etmeye başlamışsan... * Bitiremediğin franboazlı pastanın yarısı tabağında kalıyorsa.. * Mug kolleksiyonuna eklediğin yeni parçaları tek olarak almaya başladıysan... * Tatil programını yalnız yapma cesaretini gösterem...

Brodway'den Byzantium'a Müzikaller...

Dormen yine yaptı yapacağını... Lise dönemlerimde West Side Story'den Cats'e, The Wall'dan Hair, Pahantom of the Opera, Kantocu, Evita, Hisseli Harikalar Kumpanyası ve tabiki Lüküs Hayat'a amatör olarak ilgilendiğim müzikaller Haldun Hoca'nın yaratıcılığıyla tekrar vücut buluyor... Duyumlarıma göre ekibi kurmuş çalışmalara başlamışlar bile.. Çok kıskandım.. :) Süper işler çıkaracaklarına eminim... Akıllara zarar :) Mırıldanmadan geçemeyeceğim: Hisseli harikalar kumpanyası açıyor perdesini açıyor, Harikalar dünyası burası herkese neşe saçıyoor... ve tabiki Anita'nın hüzün dolu solosu: i have a love and it's all that i have right or wrong what else can i do... i love him, i'm his and everything he is, i am too... West Side Story'den... Gözünüz Dormen Sahnesinde olsun efendim... Sevgilerimle... e.

Coffee Break :)

Image
Heeey!! Merabalar... Isyerindeki inanilmaz yogunluk nedeni ile bloguma pek ilgi gosteremiyorum son gunlerde.. Istiyorum ama zamansizlik yuzunden bisi yapamiyorum... Bu arada cok fazla kisinin bu blogu okudugunu farkettim... Gecenlerde kuzenlerimden biri tel konustuk, adresi pek kimseye soylemesem de herkes bulmus, okumus :)Begenilerini ileten herkese ictenlikle tesekkurlerimi sunuyorum... Saolsunlar... Elestiren olmadi henuz ancak elestirilere de acigiz efenim...Ben sadece icimden gecenleri yaziyorum... Hepsi bu :)) 12 Agustosta STS sinavi ile birlikte yeni donem basliyor benim icin, blog acisindan uzunca bir 'coffee break' veriyorum yani sizin anlayacaginiz :) ama toparlayip en kisa zamanda, firsat bulunca mutlaka hem "anthropological journal"ima hem de "laleleri seven kadinin yazilari"na karalayacagim :))15 gundur izinsiz calisan biri olarak sanki tatile hic gitmemis gibiyiiiimmm.. Hava fecahat sicak... Bu arada, Kuba meselesi vatan millet sorunu oldu :)) ...

evrim'in kaleminden...

İpek Çalışlar'ın Latife Hanım adlı kitabından daha önce bahsetmıştim.. Dün gece, onu okurken Duygu ASENA'ya yapılan haksızlıkları düşündüm, yazdığı gazetelerden "medya patronlarının işlerine gelmediği için" nasıl kovulduğunu, daha sonra yurdumda hala var olan töre cinayetlerini, kendi ahlaksızlıklarını her zaman yanında yöresinde var olan kadınlara fatura olarak çıkararak kapatmaya çalışan erkekleri; kocaları, babaları, ağabeyleri... Erkek egemen bir kültürün içinde var olmaya çabalayan kadınların; kızkardeşlerin, anaların, kızların eşitlikten ve kadın bağımsızlığından söz etmesi dün de kolay değildi, bugün de! Latife gibi, Duygu gibi öncü kadınlar olmasaydı, ne olurdu halimiz? En azından teorik olarak biliyoruz artık: Kadını özgür olmayan bir toplumun erkeği de özgür olamaz!! *** Lübnan kan ağlıyor!! Başbakan Sinyora, 25. gününe giren saldırılarda 900 kişiyi geçen kayıplarının 1/3'ünün 12 yaşın altında olduğunu bildirdi.. Lübnan'dak...

Gece ve Jazz...

Image
Diana Krall Cry Me a River Written by - Hamilton From - The Look Of Love Now you say you're lonely You cry the long night through Well, you can cry me a river Cry me a river I cried a river over you Now you say you're sorry For being so untrue Well, you can cry me a river Cry me a river I cried a river over you You drove me, nearly drove me, out of my head While you never shed a tear Remember, I remember, all that you said You told me love was too plebeian Told me you were through with me and Now you say you love me Well, just to prove that you do Come on and cry me a river Cry me a river I cried a river over you I cried a river over you I cried a river...over you... Sevgilerimle... e.

A good beginning makes a good ending... II

Image
Hepsini burada yayinlamak pek mumkun olmasa da tatilde cektigim bir dunya resimden bir bolum daha iste karsinizdaa :)) Bir tarafta begonviller bir tarafta beyaz guller, degmeyin keyfime :) Deniz sefasina giderken!!! Su beni inanilmaz rahatlatan bisi!!! Ve, donus yolu iste... Molaaa, caylar sirketten :)

Sarı Gül...

EĞER BİR GÜN ÖLÜRSEM; MEZARIMA GELİP DE "SARI GÜLLER" DİKERSİN... "O DA SARI BİR GÜLDÜ NE ÇABUK SOLDU" DERSİN... Kadının adı artık gerçekten yok... 14 yaşındaydım "kadının adı yok"u ilk elime aldığımda... Erkeklerin, evliliğin ve bebek yapmanın yaşamın tek anlamı ve maksadı olmadığını idrak edebilmişsem... Güzel sanatlarda okurken, bir Aya İrini konserinde izleyicilerden birinin O'nun olduğunu gördüm ve "işte burada" diyerek notalarimin tika basa dolu oldugu okul cantamdan çıkardığım ve yanımdan ayırmadığım "aslında aşk da yok"u imzalattığımda gözlerimin içine nasıl baktığını anımsıyorum, 'senin konserinde birgun gorusmek dileklerimle' yazip imzaladigi kitabini ne heyecanla bitirmistim... Tebessumle, annemin jenerasyonundan bir Türk kadının "cinsellik" kavramını nasıl utanmadan dillendirerek literatürde var edebildiğine inan(a)madan tecrubeleriyle anladim daha o "çocuk" yaşlarda... İnançlarımı savunmayı, ...

A good beginning makes a good ending....

Image
Iyi bir baslangic, iyi bir sonuc getirir dedim ve yasamima yepyeni bir sayfa actim 21.07.2006 tarihinde baslayan tatilimle... Tatil macerama, iste tam burada basladim.. Kediciksiz olmaz :) Hele boyle guzel bisi bulunca resim cektirmeden gecilemezdi... Ceyiz serdik, perde astik, tatli tatli yorulduk, kedicige sevkat gosterdik... iki guzel ankara gunu ve tabiki betusum :) hep mutlu ol e mi, hep yuzun gulsun :)) Hicbir tatilimde bu kadar cok simartildigimi, bu kadar huzur icinde oldugumu hatirlamiyorummmm!! Canim yengem (Vicdan)'in pembe begonvillerinin onunde keyif yapan evrim karsinizda :) Sol kare: egitimci ustadimiz, saygideger ve nam-i deger Tekin Hoca, bem ve kuzen Dilek :) Cilingirciler cok mu belli oluyooor!!! (Fruko tatilimizin sponsorlarindandir :)) Sag kare: Dilek ve bemmmm!! Tatil tayfasi :)) Sn Fatihli fotografci oldugundan katilamadi kareye :) Simdilik bu kadar kiskandirma yeter diye dusundum :) Ancak devami, coming soon...